MİSYONERLERE KİM İZİN VERİYOR?


Önceden bina girişlerine, “Satıcı ve dilenci giremez” yazısı asılıyordu, şimdi de buna ilaveten “Misyonerler giremez” yazısı da ekleniyor.

Bizim Diyanet İşleri Başkanlığı Kutsal kitabımız Kur’an-ı  Kerim’i parayla satadursun, Hıristiyanlar da kendi inançlarını yaymak için misyonerlik faaliyetlerini sürdürüyorlar.

Geçtiğimiz Ocak ayı içinde özellikle Sivas Caddesi ve Uğurevler bölgesinde yoğun çalışmalar yaptıkları ve evlerin kapılarını dahi çaldıkları vatandaşlar tarafından ileri sürülen Misyonerlerin vatandaşın tepki göstermesi üzerine de izin aldıklarını ileri sürdükleri belirtiliyor.

Ben şahsen hiçbir kurum ve kuruluşun bunlara izin vereceğine inanmıyorum. Müslüman mahallesinde salyangoz satılmasına ne vatandaşlar nede başkası müsaade etmez. Kaldı ki misyonerlerin izin aldık dedikleri emniyet asla izin vermez.

Vatandaşlarımıza düşen görev misyonerleri gördükleri zaman tartışmaya girme yerine emniyeti aramaları ve haber vermeleri daha doğru olur.

Bu konuda çok uyanık olmalıyız, hem de çok.

Adamlar Hıristiyanlığı yaymaya ve çalışırken,  bizim Diyanetimiz dini anlatmak için işi ticarete döküyor. Bir yandan ebatlarına göre Kur’an-ı Kerime fiyat belirleyip çeşitli yayınları okullara kadar satarken sanki Devlet tarafından kendisine bütçe ayrılmıyormuş gibi hareket ediyor.

Bu duruma devlet büyüklerimizin mutlaka el atması ve Diyanetin dinimizi parayla öğretmesinin önüne geçmesi lazım. Diyanet yaptığı işi Allah rızası için yapmalı, gençlerimize İslamiyet sevgisini ve bilincini daha çocuk yaşta kazandırmalı.

Hıristiyanların misyonerlik faaliyetlerinin yanı sıra özellikle de liseli gençlerin dini konularda yeterli bilgiye sahip olmamaları Ateist olmalarına yol açıyor. Ateist gençlerin sayılarının her geçen gün daha da arttığı yine kulağımıza gelen bilgiler arasında.

Ailelere de bu konuda büyük sorumluluk düşüyor. Çocuklarının iyi yetişmesi için her türlü imkanı sağlayabilirler, bir dediğini iki etmeyebilirler ancak en büyük zenginlik olan İslam dinini öğrenmesi için ellerinden geleni yapmamalılar. Örenme çağında olan çocuklarına Allah sevgisini aşılamalılar ve kainatın tek yaratıcısı olduğunu öğretmeliler. Her şeyden önce ailelerin önceliği bu olmalı.

“Elhamdülillah Müslümanım” diyen hangi aile çocuğunun inançsız bir şekilde büyümesini ister. Dinimize yeteri kadar önem vermeyen aileler ancak, kendileri gibi çocuklarının da aynı şekilde yetişmesini görmezden gelirler.

Misyonerlerden bahsetmişken, bu kişiler Hıristiyanlığı yeryüzüne yaymak için özel eğitim görmüş kişilerden seçiliyor. Misyoner, her türlü çileye katlanacak şekilde yetiştirilen, her fırsatı değerlendiren, engelleri aşmak için her şeyi mubah sayan, insan avcılarıdır. Propaganda yaparken, masum, iyiliksever görünürler. Sicilleri temiz insanlar değildir. Yalan söylerler, vaatlerde bulunurlar vaftiz olanların cennete gideceğini, mezar da cesetlerinin çürümeyeceğini söylerler.

İncili ücretsiz dağıtan misyonerler gençlere de asılsız vaatlerde bulunarak beyinlerini yıkamaya çalışıyorlar, özellikle de genç kızları kandırmak için büyük çaba harcıyorlar.

Yazımda tarihten de bir örnek vermek istiyorum; Ünlü şairlerimizden Tevfik Fikret’in oğlu Haluk Fikret misyonerlerin tuzağına düşürülmüş Amerika’da Papazlığa kadar yükseltilmiş ve Türk aleyhtarı her faaliyette önde görülmüştür.

Her Müslüman’a çocuklarının misyonerlerin eline düşmemesi ve ayrıca Ateist yetişmemesi için büyük sorumluluk düşüyor.

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
25Mar

BUYURUN SAYIN ÖZHASEKİ

23Mar

BUNA DA ŞÜKÜR

20Mar

ÖNCE OTOPARK

19Mar
13Mar

CUMHURİYET OLMASA KULDUM