KARA TABLO


“Kadınlar başımızın tacı” deriz ama yeri geldiğinde de sinirlerimize bir türlü hakim olamayız. Gözümüzü birden kan bürür.

Nedir bu hırs, nedir bu vahşet, niçin önlenemiyor, önüne bir türlü geçemiyoruz?

Kadın cinayetleri her geçen yıl biraz daha, biraz daha artıyor. Bizleri 9 ay karnında taşıyan, doğuran, büyüten ve bu günlere getiren,”gece üşümesin “ diye üstümüzü örtenin de bir kadın, bir anne olduğunu niçin düşünmez, aklımıza dahi getirmeyiz.

İşin ilginci de öldürülen kadınların büyük çoğunluğunun yakınlarının kurbanı olması. Verilere göre kadın cinayetlerinin yüzde 85’ini kocalar, eski eşler, sevgililer ve ayrılmak istedikleri sevgililer işlemiş. Kıskançlık ve şüphe çok canların yanmasına, çok ocakların sönmesine, onca çocuğun öksüz ve yetim kalmasına yol açmış.

Cezalar mı yetersiz, yoksa cezalar mı umursanmıyor? Bilemiyoruz ancak kara tablo her geçen gün daha da kabarmış.

2015 yılında 303,2016 yılında 328,2017 yılında 409 kadın, geride bıraktığımız 2018 yılında da 440 kadın cinayete kurban gitmiş. Bunlardan 131’i şüpheli olarak kayıtlara geçmiş.

Öldürülen kadınların yanı sıra 317 kadın da cinsel şiddete maruz kalmış. Yapılan araştırmalarda ülkemizdeki kadınların en az üçte birinin fiziksel veya cinsel şiddete maruz kaldığı belirtilirken, kadınların sadece yüzde 11’inin bunu resmi kurumlara bildirdiği ve şikayetçi olduğu kaydediliyor. Üstelik bu sayılar sadece evli kadınlar için geçerli. Dolayısıyla, şiddete maruz kalan kadınların resmi sayılardan çok daha fazla olduğu, korktukları için de gerekli yerlere müracaat etmedikleri gibi, birçoğunun bu durumu yakınlarından dahi sakladığı vurgulanıyor.

Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırmalarına göre kadınların en büyük toplumsal sorununun şiddet olduğu da ortaya çıkıyor.

Allah’ın bizlere bahsettiği güç-kuvvet’i kadınlarımız üzerinde denemekten vazgeçmediğimiz, aklımız ve mantığımızla hareket etmediğimiz sürece de kadın cinayetlerinin ve şiddetin önüne geçemeyiz.

Televizyonların gündüz kuşaklarında bu tür olaylara parmak basan programları seyrediyoruz genelde Ahlaki bir çöküntünün olduğunu görüyoruz. Ahlaki çöküntü de istenmeyen olayların yaşanmasına neden oluyor.

Aşırı sevgi, saygın tutum, aşk cinayeti gibi bahanelerle kadın katillerine indirim uygulaması da bence yanlış bir karar. Bu durum caydırıcılığı azaltma yerine kadın cinayetlerinin önünü açıyor.

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
25Mar

BUYURUN SAYIN ÖZHASEKİ

23Mar

BUNA DA ŞÜKÜR

20Mar

ÖNCE OTOPARK

19Mar
13Mar

CUMHURİYET OLMASA KULDUM