ZAFER Mİ, HEZİMET Mİ?


Sahi biz kime karşı operasyon düzenlemiştik?

PKK-PYD..

Kiminle masaya oturup operasyona ara veren anlaşma yaptık? ABD..

Harekat hedefindeki en önemli iki merkez, Kaboni ve Mümbiç’te durum nedir?

Rusya destekli, Suriye Ordusu Üniforması giymiş PYD’liler ve Rejim askeri tarafından kontrol altında.

Bizim eğitip donattığımız ve asker üniforması giydirip, ‘Suriye Milli Ordusu’ olarak tanımladığımız ÖSO nerede?

Alınan ateşkes kararı uyarınca mevzilerde bekliyor.

Bir haftalık operasyon sonucu, terör koridoru riski ortadan kalktı mı?

Hayır, PYD Teröristleri ABD’nin güvencesinde şimdilik biraz geri çekildi. Rusya güvencesindeki Ordu Üniformalı PYD Teröristleri ise Mümbiç ve Kobani’de pusuda bekliyor.

ABD ile varılan ve imza altına alınan bu anlaşma PYD’yi, Suriye’nin resmi hükümetini ve Rusya’yı bağlar mı?

Hayır..

9 Ekim günü Ak Saray’a ulaşan Trump’un mahalle kabadayısı ağzıyla yazdığı ve Sayın Cumhurbaşkanının nezdinde Yüce Türk Milletini aşağılayan, hakaret dolu mektubu nereye koyacağız?

İlgilileri yutup üzerine bir bardak su içtiler, hazmettiler bile.

9 günde varılan sonuç nedir?

Kocaman bir hiç. Bir gece ansızın gelebiliriz şarkısını ‘Bir gece ansızın dönebiliriz’e çevirdik.

Böylece sorunlar ertelendi, Trump ve Erdoğan zafer kazanmış edasıyla ve ‘dize getirdik’ söylemleri ile ülkelerindeki seçim sürecini kotarmaya çalışıyorlar.

Peki Türkiye’de bu anlaşma nasıl değerlendirildi?

Daha mektubun şokundan çıkamadık ki. Ama ben yine de bundan sonra olacakları söyleyeyim.

22 Ekim’de Soçi’de yapılacak buluşmada Putin Erdoğan’a, ‘Derhal Suriye sınırları içerisindeki askerlerinizi geri çekin. Varsa bir terör riski, bunu  ABD ile değil, Suriye Rejimi ile halledin. Bölgede biriken cihatçı terör yuvalarını korumaktan vazgeçin. Suriye’nin toprak bütünlüğü noktasında tavrınızı netleştirin. Bizimle ve İran ile vardığınız, altına imza attığınız mutabakat belgelerine sadık kalın.’ diyecek.

Biz de tıpış tıpış bu talimatı da yerine getireceğiz.

Bu harekatın bize öğrettiği acı gerçek ise;

Bir, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Suriye politikasında, ilk gün gömleğin ilk düğmesini yanlış ilikledi ve olması gereken yerine olmazlara oynadı. Sonuç; Ağır bir ekonomik maliyet, bir o kadar ağır uluslar arası itibar kaybı.

İki, bu harekat öncesi ve sonrası bize bir şey öğretti. Devletlerarası ilişkilerde, düşmanınız bile olsa, muhatap almanız gereken devleti temsil eden hükümetlerdir. Bir takım yapay örgütlerle iş yapmaya kalkarsanız, ağır bir fatura ödemenin ötesine geçemezsiniz.

Üç, Devletlerin bağımsızlığı her şeyin üstündedir. Devletlerarası ilişkilerde saygınlık, nezaket ve diplomatik üslup her şeyin başındadır. Hakarete maruz kaldığınızda aynı tonda karşılık vermezseniz, muhatabınızın gözünde alay edilir konuma düşersiniz.

Dört, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politika ilkeleri vardı ve bunları çöpe attığınız için Trump denen zavallı bir delinin sizi dünya kamuoyunun gözü önünde düşürdüğü acınası durumu yaşadınız. Derhal dış politikanızı Yurtta barış, Dünyada Barış temeli üzerine yeniden oturtun. Dış temsilciliklerimizde, sözde Türkiye Cumhuriyeti’ni temsille görevlendirdiğiniz Saray Soytarısı tipleri geri çekin ve kızakta beklettiğiniz saygın dış politika uzmanlarını yeniden sahaya sürün.

Ve hepsinden önemlisi de, hezimeti zafer gibi takdim etmekten vazgeçin.

Toplumun vicdanını rahatlatmak adına, şahsınızda Türk Milletini rencide eden Trump Serserisine de aynı dille ağır bir cevap mektubu yazdıktan sonra 13 Kasım ABD Seyahatini iptal edin.

Yapabilecek misiniz?

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
29Ağs

YETİŞTİREMİYORUZ..

28Ağs

TUTMAZ..

27Ağs

NE BEKLİYORSUN?

26Ağs

PITRAK PARTİLERİ..

25Ağs

BAK KARDEŞİM..