NEFES ALMAK VE HAYAL KURMAK..


Herhangi bir kentin, ilçenin, kasabanın hatta köyün Meydanı’nda insanların önünüzden aktığı bir noktaya oturun.
Önünüzden geçen kalabalığı izleyin, yüzlerine bakın.

Mimiklerinden yaşadıkları ruh halini irdelemeye çalışın.
Göreceğiniz tablonun özeti, “Mutsuz ülkenin mutsuz insanları” olarak özetlenebilir.
İnanın, yüzü gülen, mutluluğu yüzünden okunan kimseyi göremezsiniz.
Her yüzde derin bir düşünce dalgası.
Her portrede, ciddi bir gelecek kaygısı, ya da sınav stresi.

Pandemi sayesinde toplumca bu manzaranın üzerini biraz kapatmayı başardık.

Zira yüzlerin çoğunda maske var, ama gözler anlatıyor her şeyi..

Önümde KONDA’nın yaptığı son nabız yoklamasının sonuçları var.

Araştırmaya göre, ülkem insanın yüzde 55’i gelecek kaygısı taşıyor.

Daha da acı olanı, işsiz kalması durumunda evine bir ay erzak sağlayacak paraları yok bu yurttaşların.

Araştırmanın daha da ilginç ve iktidar edenleri düşündürmesi gereken boyutu ise, iktidar partisine desteğin yüzde 45’lerden 30’lara kadar gerilemesi.

Yani iktidar içten içe bir kemik erimesi yaşıyor.

Daha daha ilginci, mutsuz ülkenin mimarları olarak tanımlayabileceğimiz iktidar erkinin, ‘Nerede hata yaptık?’ sorusuna cevap aramak yerine, baskı ile, sindirme ile ekonomik sefalet ile, cehaleti kurumsallaştırarak,  liyakati ortadan kaldırarak iktidarını sürdüreceğine inanması.

Oysa, ülkenin ekonomisi, toplumun ekonomisi, ailenin ekonomisi alarm veriyor ve düzeltmenin yolu da belli.

Sıfırdan başlamak.

Tıpkı Cumhuriyetin ilk yıllarında olduğu gibi.

Her şeyden önce bu millete ‘Çağdaş Demokratik bir Parlamenter Sistem” güvencesi vermek.

Sonra da, Adaletin üzerindeki korku battaniyesinin kaldırılarak, Adaleti bağımsız ve tarafsız hale getirmek.

Tarımsal Üretimin önündeki engelleri kaldırmak.

Tarıma Dayalı Sanayiinin yaşadığı zorlukları kaldırıp olabildiğince teşvik etmek.

Türkiye’yi yeniden Pamuk üreten, Buğday üreten, Yem bitkileri üreten, Fındık üretiminde dünya pazarlarına hükmeden, Şeker Pancarı Üretimini olabildiğince geliştiren sanayi altyapısına kavuşturmakla başlamalıyız işe.

Eğitimi olmazsa olmaz kabul edip, çağdaş dünyanın eğitim sisteminde ne varsa, Türk Eğitim Sistemine monte etmekle devam edilmeli.

Örneğin 81 vilayete 100 tane modern fen lisesi kurarak başlamalıyız eğitim reformuna.

40 bin bekçi almak yerine 80 bin atanamayan öğretmene görev çağrısı göndermeli iktidar.

1920’lerde, 1930’larda, onca sıkıntıya rağmen yapılan yatırımları bir inceleyin.

Uçak üretmeyi göze aldı,  10. Yılında Cumhuriyet.

Nazilli ve Kayseri Sümerbank Fabrikaları bu gün bile hala dillerde.

Çağımızın getirdiği bilimsel düzeye bir bakın.

12 dakikada uzaya çıkılıyor.

Benim ise kulaklarımda hala, “Eyy Kılıçdaroğlu sen istesen de, istemesen de uzaya çıkacağız” sözleri yankılanıyor.

Sanki kurdunuz uzay teknolojisini de, Kılıçdaroğlu elinizi kolunuzu bağladı ya da bağlıyor.

2012 yılındaki seçim afişlerini hatırlıyorsunuz değil mi?

“Yerli uçağımız göklerde” deniliyordu.

2 gün sonra biz, ilk yerli uçağımızın üretildiği fabrikanın sahasını Millet Bahçesi yapmak için ihale açıyoruz iyi mi?

Göreceksiniz, Sümerbank Dokuma Fabrikası’nın sahasında olduğu gibi burada da bir bahçe, çevresinde devasa beton grisi çok katlı binaların yükseldiğine hep birlikte tanık olacağız.

Biliyorum, bu yazıyı okurken içinizden, “Ahmet Zorlu hayal görüyorsun” diye geçiriyorsunuz.

Ama başka çaremiz de yok sevgili dostlar.

Elbette bizim değil, yönetenlerin hayal kurması ve hayalleri gerçeğe dönüştürecek adımlar atması önemli ama;

Elimizde de ücret ödemeden yapabildiğimiz bir nefes almak, bir de hayal kurmak kaldı dostlar..

Yüzü gülen insanların çoğaldığı bir Türkiye özlemiyle..

 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
29Ağs

YETİŞTİREMİYORUZ..

28Ağs

TUTMAZ..

27Ağs

NE BEKLİYORSUN?

26Ağs

PITRAK PARTİLERİ..

25Ağs

BAK KARDEŞİM..