BURUN SOKMA HASTALIĞI..


Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Memduh Büyükkılıç, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterliğine Refik Tuzcuoğlu’nun atanması konusunda Sayın Özhaseki’nin baskı yaptığı yolundaki haberler üzerine, Gazeteci İlter Sağırsoy’a açıklamalarda bulundu.

 Genelde bakıldığında, olması gereken açıklamalar, ancak satır aralarında çok önemli mesajlar içeriyor.

Diyor ki Sayın Büyükkılıç, “Kimsenin aracalığı ile veya desteğiyle hak etmediğim hiçbir göreve gelmedim..”

Çok doğru bir değerlendirme.

Gerçekten o her şeye burun sokma hastalığından muzdarip, yerel egemenler Büyükkılıç konusunda parti genel merkezine etki yapabilselerdi, Büyükkılıç 2 dönem önce Melikgazi’ye bile aday gösterilmez, Büyükşehir Belediyesi’nin önünden bile geçirilmezdi.

Zira AKP’de, her ota maydanoz, her konuya burun sokma hastalığı taşıyan, her konuda ‘Bannağım içinde’ci birkaç kişi var ki, Sayın Büyükkılıç’tan hiç hazzetmez, özel sohbetlerinde de ‘Kolü’ diye burun kıvırırlar, Büyükkılıç’ın adı geçtiğinde.

Siz sanıyor musunuz, ‘Memduh Büyükkılıç istifa edecek, bu bütçeyle bu iş yapılmaz diye rest çekti’ söylentileri, kendiliğinden gelişti.

AKP’de yereldeki düzeni bozulan bazı kesimler, “Büyükkılıç’ı çalışamaz edelim” hesabı içindeler ve bu söylentiler bu merkezden uçuruluyor.

Yani Dr. Memduh Büyükkılıç, “Hiç kimsenin icazeti ile bu görevlere gelmedim. Kimsenin adamı değilim, kimsenin de düşmanı değilim” derken, kimseye minnet borcu bulunmadığını, aldığı ve alacağı kararlarda da, kimsenin tazyikine açık olmadığını dile getiriyor.

Bu bir anlamda, bağımsızlık ilanıdır ve her işe burun sokma hastalığına yakalananlara açık bir mesajdır.

1 Nisan’dan bu yana Büyükşehir Belediyesi’ndeki kadro hareketlerini de büyük bir titizlikle takip ediyorum.

Sayın Büyükkılıç, belediye ve kent için özveriyle çalışan hiçbir yöneticiye dokunmadı.

Sadece kendisine çok yakın çalışma arkadaşlarını kendisine yakın yerlere getirmekle yetindi.

Hafta içinde halen belediyede etkin görevlerde bulunan iki dostumla belediye çay bahçesinde karşılaşıp bir süre sohbet ettik.

Seçim öncesi yaşadıkları tedirginliği üzerlerinden attıklarına tanık oldum.

Her ikisinin de söylediğini özetleyecek olursam, “Sayın Büyükkılıç geldiğinde görevlerimizden olacağımız şeklinde bir kanı vardı hepimizin üzerinde. Ancak seçim sonrası yaptığı her toplantıda, farklı fikirlere açık,  özveriyle çalışanı kollayıp gözeten, hiç kimseye karşı önyargısı olmayan bir başkan portresi ile karşılaştık. Belediye şirketlerindeki görevlerimizden aldığımız huzur haklarını makaslayıp azaltmasına rağmen kaş çatmadık. Bizde, bize gösterilen güvene layık olmak için gece-gündüz koşturuyoruz. Tek şikayetimiz, biraz fazla çalışmak ve bundan gocunmuyoruz. Nisandan bu yana, hafta sonları da işimizin başındayız. Ama huzurluyuz” dediler.

Nisan Ayı başında çıkan bazı haberler üzerine, “Bırakın seçilmişler yerleşsin, çalışsın ve başarılı olurlarsa takdir edelim, yanlış yaparlarsa uyaralım” demiştim bir yazımda.

Hala bu verdiğim süre işliyor.

Sadece Büyükşehir değil, ilçe belediye başkanları da, zor bütçelerle yönetimini üstlendikleri ilçelerin geleceğini planlamaya, yeni projeleri ayağa kaldırmaya çalışıyorlar.

Ayrıca her belediyede artık CHP’li, İyi Partili, muhalefetten sayarsanız MHP’li meclis üyeleri var. Onlar zaten her sıkıntıyı anında meclis toplantısında gündeme getirip çözüm talep ediyorlar.

Memduh Büyükkılıç’ın Büyükşehir Belediyesi’ne aday edilmesi, göreve geldikten sonra da her işe burun sokma hastalığından muzdarip bazı isimleri bir kenara çekmesi, daha doğrusu onların talep ve telkinlerini duymazlıktan gelerek, inandığı, bildiği gibi hareket etmesini de artık o birileri içlerine sindirmek zorundadır.

Gelelim Tuzcuoğlu konusuna.

Mehmet Özhaseki, Ankara Adayı olduğu günlerde seçime 2 ay kala Refik Tuzcuoğlu’nun Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterliği görevine gelmesini sağlayan isimdi.

O günlerde de yazdım, bu atamanın şık olmadığını, zira ortada kazanılmış bir seçim yokken belediye imkanlarını Özhaseki’nin lehine seferber edecek birinin genel sekreter yapılmasının siyaseten de etik olmadığını.

Sayın Özhaseki seçimi kaybedince, Sayın Yavaş’ın ilk uygulaması da Tuzcuoğlu’nu uzaklaştırmak oldu doğal olarak.

Tuzcuoğlu’na iyi bir iş konusu, ne Kayseri’nin, ne AKP’nin ne de Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin işidir. Sayın Özhaseki ve Tuzcuoğlu’nun mensubu olduğu Cemaati düşünsün.

Zira Tuzcuoğlu’nun sicilinde “GÜLEN Yüzler” Projesi gibi bir karanlık nokta vardır.

Sayın Büyükkılıç’ın illa bir isim atanacaksa genel sekreterliğe, tercihini Melikgazi’den getirdiği çalışma arkadaşı, eski yardımcısı Serdar Bey’den yana tercih kullanacağını sanıyorum.

Bu da gayet doğaldır. 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
29Ağs

YETİŞTİREMİYORUZ..

28Ağs

TUTMAZ..

27Ağs

NE BEKLİYORSUN?

26Ağs

PITRAK PARTİLERİ..

25Ağs

BAK KARDEŞİM..