KAYSERİ BAROSU 'ADALET FERYADINA' DUYARSIZ KALMADI

KAYSERİ BAROSU 'ADALET FERYADINA' DUYARSIZ KALMADI
TAKİP ET >> Google News ile Takip Et

Kayseri Baro Başkanı Fevzi Konaç, Mersin’de tecavüz edilerek vahşice öldürülen Özgecan Aslan’ın davasında Kadın Hakları Komisyonu’nun müdahil olması için dilekçe vereceklerini söyledi.  Konaç, “Davanın peşini bırakmayacağımızı ve sorumluların en ağır cezayı almaları için elimizden geleni yapacağımız” diye konuştu.

 

 

 

Baro Başkanlığı’nda düzenlenen toplantıya katılan kadın avukatlar, yakalarına Mersin’de tecavüz edilerek öldürülen Özgecan Aslan’ın fotoğraflarını taktı. Baro Başkanı Fevzi Konaç, konuşmasından önce Talas’taki,  Adana’daki olayları hatırlatarak, yetkililere çağrıda bulundu.

 Özgecan’ın insan bile demeye dilin yetmediği bir psikopatın elleriyle katledildiğini belirten Konaç,  “Nereden başlasak, ne söylesek dilimiz tutuluyor, ellerimiz titriyor, gönlümüz acıyor, sözün bittiği anlardan birini daha yaşıyoruz.. Televizyon ekranlarında her gün, dağılan bir yuvanın bedelini canıyla ödeyen bir kadına rastlamak neredeyse vaka-i adiyeden sayılır hale geldi. Artan boşanma davaları, alınan koruma kararları, yıkılan yuvalar ve ödenen acı bedeller ne yazık ki hız kesmeden devam ediyor” dedi.

 Olayın detaylarının ortaya çıkmasıyla içlerinin kan ağladığını ifade eden Konaç, “İnsanlığımızdan utanıyoruz” diyerek, şunları söyledi: “Sorgulamamız gereken, özeleştiri yapılacak onca şey varken, bu elim olay üzerinden yeni çatışmalar üretmek kime fayda sağlar merak ediyoruz? Bir takım garip değerlendirmeleri ibretle okuyor ve takip ediyoruz. Sormak isteriz ki ; Kadın tek başına saygı ve hürmete, nezakete, insan onuruna yakışır bir hayata layık değil midir.? İnsan hak ve özgürlükleri anlamında, onu ikinci sınıf statüde gören zihniyet geldiğimiz bu acı tabloda sorumlu değil midir? Erkek egemen bir zihin yapısının, gelinen bu noktada hesaba çekilmesi gerekmez mi? Bu sorulara cevap ararken; hayata nereden, hangi pencereden bakarsak bakalım; ister dini, ister eşitlikçi, ister insan hakları, isterse kadın hakları unutulmaması gereken tek şey, önce insanca bakabilmeyi başarmamızın gerektiğidir. Töre cinayetlerinin engellenemediği, kadına şiddetin yok edilemediği, istismar unsuru olarak kadının kullanılmasının önüne geçilemediği sürece korkarız ki yüreğimizi yakan bu manzaralar ne ilk ne de son olacak!”

 

“BAŞKANLIK SİSTEMİ GİBİ TARTIŞMALARLA ZİHİNLERİMİZ İŞGAL ALTINDA”

Çocuğa cinsel istismarın zirve yaptığı dönemlerden geçildiğini belirten Konaç,  toplum olarak cinsel dürtülerini kontrol edemez hale gelmenin acı faturalarını ödemekle karşı karşıya kalındığını ifade etti. Konaç, “ Bu acılar her gün bir başka ilde,  başka hayatları soldururken ne yazık ki siyasetin prangalarına mahkûm ve tehlikeyi göremez hale geldik. Zihinlerimiz işgal altında, ‘Başkanlık Sistemi olsun-olmasın, iktidar oy yüzdesini artırsın, vekil adaylarımız boy boy resim versin, muhalefet şeytan taşlarcasına tek odaklı hale gelsin, yolsuzluk vardı-yoktu, devlet içinde yapılanma vardı-yoktu tartışılsın, falan bakanın saatinin bedeli dudaklarımızı uçuklatsın, ihanet hikâyeleri içinde toplum adeta cambaza bak denilerek uyuşturulsun” ne yazık ki geldiğimiz nokta budur. Ancak acı olan o ki; bu hengamede ahlaki olarak zemin milletin ayağının altından kaysın, farkına bile varılmasın durum budur” diye konuştu.

 “YASAL BOŞLUKLAR CAYDIRICI DEĞİL”

Yasalardaki bir takım cezai müeyyidelerin artırılmasının yeterli olmadığını belirten Konaç, şunları dedi: “Kamu vicdanı bu tip suçlarda ispatın yüzde 100 kesin olduğu hallerde caydırıcı ve suç mağduru veya yakınını teskin edecek cezalar beklemektedir. Cezaevleri ıslah edici olmaktan uzak, bir kısım suçluyu profesyonel hale getirmektedir. Yasa uygulayıcılarının elini kolunu bağlayan mevzuatın değiştirilmesi şarttır. Bu tür olaylar tecavüzler gündeme gelir gelmez olayın oluş şekline, yaşanılan travmaya bakılmaksızın, önce mağdurun ne giydiği, gülüp gülmediği, yüksek sesle konuşup konuşmadığı, makyaj yapıp yapmadığı, geç saatte sokakta bulunup bulunmadığı, tanımadığı birine saat sorup sormadığı gibi garip yaklaşımlar olmaktadır. Yasa uygulayıcıların da maalesef bu tarz yanlış ve hatalı mitleri kullanarak cezalarda indirim yapmaları tecavüzcüleri cesaretlendirmektedir. Bu anlamda yaşanan her olay, toplumun huzur temeline dinamit konulmuşçasına tahrip gücüne sahiptir. Bundan dolayı daha önce çocuğa karşı tecavüz ve cinayet hallerinde altını çizerek istediğimiz gibi, belirli suçlarda tam ispatı halinde idam mutlaka yeniden gündeme alınmalıdır”

“ASIL ÜZERİNDE DURULMASI GEREKEN NE YAPILMASI GEREKTİĞİDİR”

Kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin sebep ve sonuçlarını yıllardır defalarca dile getirmemize rağmen, ülke olarak yol alamadığımızı 9’unda, 19’unda, 30’unda, 50’sinde, 80’inde her kadın cinayetinde üzülerek tekrar ve tekrar görüyoruz.  Ülkemizde sadece 2014 yılında 257 defa kadınların nasıl öldürüldüklerini gördük. Aile içinde kadın ve erkeğe biçilmiş kalıplarla ve kadını birey olarak görmeyen anlayışla yetişen çocukların, yaşamı boyunca şiddet uygulamaya eğilimli oldukları, hatta bu şekilde yetişen kadınların dahi hemcinslerine sahip çıkmaktan çok, hemcinslerini suçladıkları gerçeğiyle de yüzleşiyoruz.

SOMUT ADIM ATILMALI, KISIR DÖNGÜYE SON VERİLMELİDİR.

Bu kısır döngüyü durdurmak için şiddetle mücadelede kararlı bir devlet politikasına ihtiyaç olduğu açıktır. Kadına karşı şiddet sorunu ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel bir konu olup, sorunun çözümünde toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadına karşı bakış açısının değiştirilmesi, bunun için eğitim çalışmaları ve yasal düzenlemeler yapılması gerekmektedir. Gerekli yasal düzenlemeler yapılmadığı müddetçe, toplumun vicdanı huzur bulmayacak, pek çok insan gibi adalet hukuk düzeni yerine, cezaevlerinde bulunan başka mahkûmlardan umulacaktır. Tüm bunlar yapılırken özellikle iktidar adına yetki kullanan ve temsil makamını işgal eden siyasiler; sorumsuz, toplumu geren, rencide edici açıklama ve beyanlardan mutlaka kaçınmalıdır.

KAYSERİ BAROSU ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYACAKTIR

Bu topraklarda bu ve benzeri çok acı yaşandı, yaşanıyor. Özgecan’a Allah’tan rahmet, ailesine sabırlar diliyoruz. Özgecan ve onun gibi hayatta kalmasını sağlayamadığımız, kendisini özgür ve güven ortamında hissetmeyen tüm kadınlar bizleri affetsinler. Adaletin; cezaevlerinde bulunan başka mahkûmlardan beklenmemesi, hakkın tesisi ve yerini bulması için, Özgecan davasının yargılama sürecinde Baromuz Kadın Hakları Komisyonu olarak müdahale dilekçesi vereceğimizi özellikle belirtmek isteriz. Davanın peşini bırakmayacağımızı ve sorumluların en ağır cezayı almaları için elimizden geleni yapacağımızı ve gerekli yasal düzenlemelerin yapılması için tüm gayreti sarf edeceğimizi Kayseri Baro Yönetimi olarak tüm kamuoyu ile paylaşmayı bir görev biliyor, saygılar sunuyoruz” Haber: Emre POLAT