Dikkat! Aşılama başlıyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, aşılama süreci ile açıklama yaptı. Erdoğan, 'Küresel ekonominin yüzde 4'ten fazla küçüldüğü tahmin edilen bir dönemde Türkiye ekonomisinin büyümesi ekonomimizin gücünün ifadesidir.' diye konuştu.

PAYLAŞ
TAKİP ET >> Google News ile Takip Et

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamasında corona virüsü kısıtlamalarının kademeli olarak kaldırılacağını belirtti. Aşıyla ilgili de açıklama yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, perşembe veya cuma günü aşılamanın başlayacağını söyledi. Erdoğan, şunları söyledi: Her bireyin kendi tedbirlerini sıkı bir şekilde uygulamaya devam etmesi şarttır. Salgınla mücadelede önemli bir husus da aşı çalışmalarıdır. Türkiye dünyadaki aşı geliştirme ve üretim faaliyetlerini yakınen takip etmektedir. Halihazırda Çin menşeili aşıyı ülkemize getirmeye başladık. İlk etapta 3 milyon doz aşı şu anda ülkemize geldi. Alman menşeili aşı ile ilgili anlaşmamızı yaptık, görüşmeler devam ediyor. Nihai kararı vermiş değiliz. Rus menşeili aşıları takip etmeye devam ediyoruz. Gereken test süreçleri tamamlanır tamamlanmaz belirlenen öncelik sırasına göre uygulamasına geçilecektir"

YERLİ AŞI... 

Tabii en önemlisi kendi aşımızı geliştirme çalışmalarıdır. Çok sayıda üniversitemiz, kuruluşumuz ve firmamız bu amaçla yoğun bir gayret içindedir. İnşallah hep birlikte bu musibetin de üstesinden gelecek, hedeflerimize doğru tam kapasite yürümeye devam edeceğiz.”

"KURAKLIK TEHDİDİ KARŞISINDA HEP BİRLİKTE TEDBİR ALMAMIZ GEREKİYOR”

Dünyamız bir tarafta küresel ısınmanın yol açtığı sel baskınlarıyla, diğer tarafta kuraklığın sebep olduğu su kıtlığıyla boğuşuyor. Hepimiz aynı gemide olduğumu için Türkiye’de bu tabiat olaylarından etkileniyor.

Bu yıl mevsim normallerinin çok altına düşmüş olan yağışlar ülkemizi ciddi bir kuraklık tehdidiyle yüz yüze bırakmıştır. Kimi zaman da çok şiddetli gerçekleşen ve sel baskınlarına yol açan yağışlara maruz kalıyoruz. Hâlihazırda ise barajların bir kısmının neredeyse tamamen boşaldığı, diğerlerinde de su seviyesinin çok düştüğü bir dönemden geçiyoruz. Ancak 100 yılda bir görülecek böylesine büyük bir kuraklık tehdidi karşısında hep birlikte tedbir almamız gerekiyor.

Günlük kullanımdan tarımsal sulamaya kadar her alanda tasarrufu esas alan bir anlayışla hareket etmek mecburiyetindeyiz. Ülkemizdeki suyun üçte ikisinden fazlası tarımda kullanılıyor. Bunun için baraj ve gölet depolama alanlarının yanı sıra, sulama tesislerinin inşasına hız veriyor ve yeraltı barajlarına da başlamış vaziyetteyiz.

Geçtiğimiz 18 yılda 600 baraj, 590 hidroelektrik santrali, 262 içme suyu tesisi inşa ettik. Bu yıl içinde depolama alanlarımızın hacmini 180 milyar metreküpe, sulanan alanların büyüklüğünü 6,9 milyar hektara çıkarmayı hedefliyoruz. Aynı şekilde içme suyu yatırımlarımızı da süratlendirerek toplam içme suyu kapasitemizi 4,8 milyar metreküpe ulaştıracağız.

Sulama yatırımlarının hızla tamamlanabilmesi için Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün bütçesini yaklaşık 2,5 kat arttırdık. Böylece mevcut su kaynaklarımızın hem tarımsal üretimde hem içme suyu hizmetlerinde en verimli şekilde kullanılmasını temin edeceğiz.

Tabi mevcut kaynakları en iyi kullanmanın asıl yolu, tasarruftan geçiyor. Açık sistemlerden kapalı sistemlere ve vahşi sulamadan basınçlı sulama sistemlerine geçişe öncelik vererek su kayıplarını da azaltacağız. İçme suyunda da önemli bir tasarruf potansiyelinin olduğunu görüyoruz.

Doğru yöntemler ve bilinçli tüketimle sulamada yüzde 50’ye yakın tasarruf edebileceğimize inanıyoruz. Bu çerçevede bir diğer önemli konumuz, enerji verimliliğidir. Enerji sürdürülebilir kalkınmanın temel altyapısıdır. Şayet enerji arzında hedeflerimize uygun bir seviyeye ulaşamazsak diğer atılımlarımızın başarıya ulaşma şansı kalmıyor. Bunun için bir yandan yeni yatırımları devreye alırken, diğer yandan da verimliliği artırmanın gayreti içindeyiz.

HEDEFLERİMİZE UYGUN ADIMLARLA ÜLKEMİZİN KALKINMA KARARLILIĞINI ORTAYA KOYDUK”

Küresel ekonominin yüzde 4’ten fazla küçüldüğü tahmin edilen bir dönemde Türkiye ekonomisinin büyümesi ekonomimizin gücünün ifadesidir.

Karadeniz’deki 405 milyar metreküplük doğal gaz keşfimiz ise, geçtiğimiz yılın ekonomimize en güzel armağanı oldu.

Devam eden yatırımlarımızı hızla tamamlayarak haftada birkaç açılış töreniyle milletimizin hizmetine sunduk. Sağlıktan ulaşıma, enerjiden sulamaya, haberleşmeden savunma sanayine kadar pek çok alanda hedeflerimize uygun adımlarla ülkemizin kalkınma kararlılığını ortaya koyduk. Tüm bu gelişmeler sayesinde salgına bel bağlayan kriz tellallarının payına yine hüsran düştü.

2021 yılının yatırımın, üretimin, istihdamın, ihracatın arttığı ve sürdürülebilir bir büyümenin sağlandığı bir yıl olacağına inanıyorum. Güven ve istikrar iklimini güçlendirerek kayıplarımızı telafi edecek daha büyük atılımların hazırlıkları içindeyiz. Yeni yılda önceliklerimiz fiyat istikrarı ve bir süredir üzerinde çalıştığımız reformlar olacaktır.

Türkiye uğradığı tüm saldırılara ve küresel sorunların yol açtığı sıkıntılara rağmen kararlılıkla yolunda devam ettikçe önümüze yeni tuzaklar kurulmaya çalışıldığını görüyoruz. Bunlardan biri de, bir süredir hiçbir rasyonel temeli olmadan başlatılan siyasi ve sosyal kaos çıkarma denemeleridir.

Türkiye’nin huzurunu kaçırmak isteyenlerin aslında neye cevap verdiklerini gayet iyi biliyoruz. Bu gayretler vesayetin etkisinin kırılıp millî iradenin güçlendirilmesi konusunda kat ettiğimiz mesafeye verilen cevaptır.

Türkiye bu ülkede kimin Cumhurbaşkanı seçileceği konusunda milletin temsilcileri yerine vesayetin dayatmasının belirleyici olduğu günleri geride bırakmıştır. Artık bu ülkede Cumhurbaşkanı milletin yarısından fazlasının doğrudan iradesiyle belirleniyor. Böylesine büyük bir devrimi hâlâ içlerine sindiremeyenler sancılarını farklı görüntüler ve bahaneler altında dışa vuruyor.

Bizzat kendisi bir kaset komplosuyla iş başına gelen, partisi içindeki taciz, tecavüz, hırsızlık hadiselerini görmezden gelerek orada kalmayı başaran bir siyasi partinin sözde Genel Başkanı’nın sancısının sebebi de budur. Bunların derdi milletledir, millî iradeyledir, milletin tercihleriyledir. Bunlara oy vermeyen öğretmen sözde öğretmendir, muhtar sözde muhtardır. Çiftçi sözde çiftçi, hâkim sözde hâkimdir. Her hafta toplumumuzun bir kesimini hedefe koyarak kendi çapsızlıklarını, parti içi skandallarını örtmeye çalışıyorlar.

Türk demokrasisi millete ve onun temsilcilerine hakareti siyaset zanneden bu çukur zihniyeti hak etmiyor. Teröriste ‘terörist’ demekten bile aciz bu sözde Genel Başkanı öncelikle CHP seçmeninin sağduyusuna, sonra da aziz milletimizin irfanına havale ediyoruz. 

Cafer ZENGİN

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN