BU KADININ FERYADI YÜREK DAĞLIYOR!

BU KADININ FERYADI YÜREK DAĞLIYOR!
TAKİP ET >> Google News ile Takip Et

Sevgi nedir?  “Selvi Boylum Al Yazmalım” filminin hafızalara kazınan final sahnesin de Asya’nın (Türkan Şoray) kendine sorup, yine kendisinin yanıtını aradığı bu soru aslında insanoğlunun da yanıtı en çok aradığı sorulandan biri… Hayatın çemberinden geçtiğini düşünen koca koca insanların dahi yanıtını bulamadığı bu soru bazen ete kemiğe bürünerek çıkar karşımıza ya da çıktığını düşünürüz. Tamamen kendi anlatımı ve iddialarına göre daha orta öğretim çağında, daha henüz bir çocuk iken M.N.’de bir sevdanın peşine düştü. Sevdiği askerde iken, sevdiğinin ağabeyinin kendisine de ağabeylik yapacağını düşünen M.N. bu güveninin bedelini, çocuk bedeninin taşıyamayacağı bir yükle ödemek zorunda kalmış. Kayseri ve Türkiye kamuoyu M.N.’yi Mersin’de hunharca öldürülen Özgecan Aslan’ın ardından Kayseri Kadın Dayanışma Derneği tarafından Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitingde tanıdı. Her gün gazete sayfalarını süsleyen kadın cinayetlerinin gölgesinde, korkan ve çığlığını yutkunan M.N., o gün bütün korkularını bir kenara bırakarak yaşadığı acıyı tüm dünyaya haykırdı. İşte Türkiye’de kadın olmanın ne olduğunu, nasıl bir şey olduğunu bilenler, bilmeyenlere anlatsın; kadınlar üzerine ahkam kesenler bir de madalyonun diğer tarafını görsünler diye sütunlarımızı M.N.’ye açtık. Lütfen bu yazısı ön yargılarınızdan arınarak, hüküm vermeden, karşınızdakinin bir kadından çok, henüz daha 17’sine değmiş bir çocuk olduğunu bilerek okuyun… Bir anda Türkiye’nin gündemine oturan M.N.’nin iddialarını Güler Ruhsar Aktaş Hatip yazdı.

 

 

 

 

Güler Ruhsar Aktaş Hatip: Başına dehşete düşüren bir olay geldi nasıl oldu anlatabilir misin …

M.N. : 2013 yılında  gerçekleşti bu olay ben tecavüzcümün  C.A.K.’nin kardeşine çok aşıktım, bunlar amcamın binasında oturuyorlar. Çocuğu çok seviyordum abisi askerden gelmişti, bana ağabey gibi davranıyordu. Aklıma hiçbir kötü şey gelmeyecek kadar güveniyordum. Bir gün bana seni yemeğe götüreceğim dedi. Art niyet aramadım bu davetinde. Sonra evden arabayla aldı, kardeşini seviyorum, kardeşi de beni seviyor ne olabilir ki diye düşündüm. Beni aldıktan sonra Talas’ta  bir kafenin ilerisinde bulunan tenha bir yere götürdü arabayı ve kapıları kilitledi. İlk anda taciz etmeye başladı karşı çıktım kafamı arabaya çarptım boğuşma sırasında, sonra bayılmış numarası yaptım beni bıraksın diye, bırakmadı tokatladı defalarca ayıltmak için, korkmadı bırakmadı, beni silahım var seni öldürürüm diye tehdit etti.

Sonra ne oldu peki bu olaydan sonra…

MK.: Sonra evleneceğiz seninle dedi. Ailem duymasın olan oldu katlanayım her şey kapansın aramızda kalsın diye düşündüm, çaresizdim yapılacak başka bir şey yoktu…

Bunu neden istedin neden kabul ettin bunları sana yaşatan insanla evlenmeyi…

M.N.: Toplum baskısından neden olabilir ki, yaşadıklarımı  öğrenenler kızlarını benden uzaklaştırıp benimle görüşmesini engellediler, şu anda benim hiç arkadaşım yok biliyor musunuz Ruhsar Hanım.

Ailemin beni öldürmesinden de korktum  her gün böyle olayları izliyoruz televizyon haberlerinde korkmamak mümkün mü sizce…

Peki, sonra evlenmemişsiniz de belli sonra ne gelişti aranızda…

M.N.: Sonra ayrılmaya karar verdi C.A.K. bana ayrılacağız dedi. Nasıl ayrılırız başıma gelen bu olayla benim hayatımı kararttığın yetmedi mi polise şikâyet edeceğim ve artık bu bütün bana yaşattıkların cezasız kalmayacak dediğimde C.A.K. “ Kızım biz seninle para karşılığı yatmadık mı paranı da aldın daha ne istiyorsun” dedi.

Ailen bu olayın farkına varmadı mı nasıl öğrendiler başına gelenleri?

M.N..: Annem o gün fark etti aslında beni takip etmeye kalktı çok korktum öğrenecek diye hiçbir şey bilmiyordu. O sıralar kendimde değildim, takip etmeye katlığında kavga ettik cinnet getirdim annemi öldürmeyi düşündüm. Annemle kavgalı olduğum için halama gittim o gün, halam mesajlarımı okumuş bir şekilde olay öyle ortaya çıktı, aileme anlatamadım işte yapamadım (ağlıyor…) Sonra bileklerimi keserek hayatımı sonlandırmaya teşebbüs ettim.

Ailen psikolojik yardım almayı düşündü mü senin için bir girişimi olmadı mı?

M.N.: Oldu bütün bu yaşanlar onları da çok yıprattı. Annem psikiyatrisi’ e götürdü beni psikiyatrisi bu benim mesleki görevim bunu bildirmek zorundayım bu bir suç dedi. Sonra adli tıpta muayeneye aldılar iki çeşit muayeneye tabii tutuldum ve bunu raporla kanıtladım.

Şikayet süreci başladı yani …

M.N.: Evet , bütün bu olaylardan sonra şikayetçi oldum ve olay mahkemeye sirayet etti.Önce sulh ceza mahkemesi evet bu çocuğun nitelikli cinsel istismarıdır bu nedenle yargılama görev ve yetkisi ağır ceza mahkemesinindir diyerek ağır ceza mahkemesine nakletti dosyayı. 2014 ‘te duruşmamız oldu. O şahsı görünce orada kendimi kaybettim. Sonra duruşma başladı orada ne bir mağdur ne bir insan gibi dinlenilmedim. O insan hakkımda yapılan tüm suçlamaları kabul ediyorum demesine rağmen bu bile etki etmedi. Mesajlarımı bana dayanak gösterdiler. Ben mesajları inkâr etmiyorum. Ben zaten kardeşini severken konuşuyorduk ben ağabey diyordum diyerek inkâr etmedim. Bu olayda rıza vardır diyerek C.A.K.’nin 2 yıl hapsine karar verdi.

 

 

Dava süreci ve sonrasında neler oldu?

İlk duruşmada karar verildi. 2 yıl hapis cezası benim hayatıma karşılık verildi. Karara itiraz ettim ve Yargıtay’da şu an dava. Bunun yanında karşı taraf ben mahkemede verilen karar için ‘öldüreceğim’ diye bağırınca bana tehdit davası açtı. Oysa ben karara tepki için kendimi öldürmek istediğimi haykırdım. Şimdi o kişi ve babasının tehdit iddiasıyla şikâyetlerinin ardından 16 Nisan 2015 tarihinde Çocuk Mahkemesi’nde hâkim karşısına çıkacağım. Bu olayı dahi kabullenmek çok zor. Ne ben başkası, ne Özgecan eğer böyle devam ederse hiçbirimiz rahat etmeyecek. Bu ülkenin kadınları, kızları elini kolunu sallaya sallaya gezemeyecekler. Herkesin başından geçen varsa, lütfen çekinmeden konuşsunlar. Çünkü aileleri, herkes onlara sahip çıkacaktır. Ben bunu çok iyi anladım”

Ne hissediyorsun, Özgecan’ın haberini gördüğünde duyduğunda neler düşündün?

M.N.: O haberlerden kaçmak istedim çünkü ne zaman görsem yaşadığım her şey gözümde canlandı, tekrar yaşadım. Bu olay duyarlı insanların haklı  tepkisiyle karşılandı nedenle kaçamadım madem kaçamıyorsam benim gibilerin arkasında olacağım dedim. Gereken herkese sesimi duyuracağım başka kızların başına bunlar gelmesin diye konuşuyorum. Suçlular cezasını bulsun diye konuşuyorum. Adalet istiyorum ben.

 

Bundan sonrası için ne gibi umutların planların hedeflerin var?

M.N.: Okumak istiyorum, bu ülkede okursan seni sayıyorlar. Ben kendi kendime söz verdim okuyacağım. Hukuk okuyacağım. benim karşıma böyle insanlar geldiğinde adil bir şekilde yargılayacağım özellikle savcı olmak istiyorum. Bu insan hala serbest ben nasıl güvende olurum bu şehirde tedirgin oluyorum sadece kendim için değil başka insanlar içinde tedirgin oluyorum Ruhsar Hanım..

Bu tür mağduriyet yaşayan taciz ve tecavüze uğrayanlara bir mesajın var mı?

M.N.: Biz birlik olursak güçlü oluruz. Ben yanımda olan insanlardan güç alarak başıma gelenleri anlattım. Başımıza gelenler bizim ayıbımız değil ayıbı olan utansın biz suçlu değiliz mağduruz. Bizi görmezden gelerek bizi öteleyerek bu sorunla başa çıkamazsınız.

Siz annesi olarak bu olayı nasıl fark ettiniz ve sonrasında neler oldu?

Anne: Kızımın davranışlarının değiştiğinden önemli bir dert olduğunu hissettim.Kızım bana karşı çok soğuktu,sabahlara kadar uyumuyordu.Bir arkadaşıyla artık ölmek istiyorum diye konuştuğunu duydum.Derdinin ne olduğunu anlamak için takip etmeye çalıştığımda kızımın çok sert tepkisiyle karşılaştım. Ortaya çıkarmak için uğraştım kızım bana bağırdı anne seni öldürmek istiyorum dedi. Kızım halasına gitti halası mesajları okuyunca haberdar oldum. Ben bir anneyim Ruhsar hanım hepimizin çocukları gözünün bebeği bu olayı öğrendiğim ilk andan beri ölüp ölüp diriliyorum.

Peki ne olsun istiyorsunuz talebiniz nedir ?

Anne: Buradan Cumhurbaşkanına, Başbakana sesleniyorum artık 15 yaş altı değil bir kadın kaç yaşında olursa olsun cezalar artsın. Her gün cinayet her gün tecavüz benim yavrum açmadan soldu. Benim yavrum gibi niceleri var bunun önüne geçilsin bunu yapanlar cezasını gerçek manada bulsun.

Mini eteğe bağlayan sığ bir zihniyette var tecavüz olaylarını giyimle kuşamla  alakası var mı tecavüz olayının sizce?

M.N. : Ne münasebet giyimle kuşamla bu vahşiliğin insanlığı yitirmişliğin ne alakası var. Bu ülkede kılık kıyafet özgürlüğü varsa ister türban takar ister mini etek giyer bu tecavüze nasıl sebep gösterilir bunu anlamakta güçlük çekiyorum.

Anne: Ben kapalıyım 40 yaşındayım dul olduğumu benden faydalanmaya kalkanlar var. (Ağlıyor) Dulum demiyorum kendimi korumak için hala evliyim diyorum bu benim ayıbım mı namusumla ekmeğimi kazanmaya çalışmak mı ayıp dul olduğum için beni bunu saklamaya mecbur edip ben ve benim gibi kadınlara askıntı olmak mı ayıp Ruhsar Hanım …

Geçtiğimiz günlerde üniversite öğrencisi  Özgecan Arslan hunharca bir cinayete kurban gitti. Sizin kızınız da tecavüz mağduru yaşıyor olması bu şartlarda şans aslında…

Anne: Kızım hayatta olduğu için çok şanslıyız. Özgecan’ın ailesine sabırlar diliyorum. Ellerini keserek öldürmüşler yakmışlar kızcağızı, bütün kızlar benim kızım dayanamıyorum artık bu olanlara. 20 yaşındaki çocuğu açmadan soldurdular onun yaşamaya, gelinlik giymeye yuva kurmaya birini sevmeye biri tarafından sevilmeye hakkı yok muydu. benim kızıma tecavüz eden ahlaksız toplum içinde elini kolunu sallayarak geziyor.

Röportaj: Güler Ruhsar Aktaş HATİP