Ölüm var ölüm!


Ölüm, hayatın en büyük gerçeği.

İnsan, doğar, büyür ve ölür…

Bazı insanlar, anne karnında, bebekken, çocukken ya da hayatının baharında gözlerini yumabiliyor.

Hayatın en güzel yanı paylaşmaktır.

Ölümün ne zaman kime geleceği de büyük bir sürprizdir.

Eğer sürpriz olmayıp, muayyen bir zaman olsaydı halimiz nice idi.

70 yaşında bir insan düşünelim.

Şu zaman, şurada, şu şekilde öleceksin gibi belli bir zaman olsaydı, İnsan, 35’ine kadar vurdumduymaz, lakayt ve günahlar içinde boğuşur; geri kalan 35 yılda da her gün ölüm bana gelecek korkusuyla ağzının tadı bozulurdu.

Ölüm, çok mu kötü bir şey ki herkes korkuyor!

Nasıl ki, insanın doğması bu dünyaya gelmesi normal ise; ölmesi de en az o kadar normal.

Öncelikle düşünmeliyiz…

Biz, bu dünyaya neden geldik.

Ne için geldik ve nereye gideceğiz.

Bizi bu dünyaya gönderen Yüce Allah, bizden ne istiyor.

Eğer, nereden geldiğimizi, nereye gideceğimizi ve bu dünyada iken, ne yapmamız ya da ne yapmamamız gerektiğini bilmiyor isek, o zaman büyük sıkıntı yaşarız.

Bir insan düşünelim, otogarda her yere garip bir şekilde bakıyor.

Oradan biri sorsa, sen kimsin?

O da desek ki, bilmiyorum.

Ne için geldin?

Cevap, bilmiyorum.

Nereye gideceksin?

Onu da bilmiyorum.

Ne denir o kişiye…

Eğer bizler, Allah’tan geldiğimizi ve yine Allah’a döneceğimizi bilmiyorsak, halimiz harap.

Nihayetinde bu dünyada ki görevimiz; nedir?

Allah’a, nasıl kulluk yapmalıyız?

Nasıl bir insan olacağız ki, Cennet’e layık bir şekilde hayat sürdüreceğiz.

Ya da nasıl bir insan olmamalıyız ki, Cehenneme gitmemek için yaşam sürdüreceğiz.

Sadece, Kuran okumak, namaz kılmak bizi Cennet’e götürecek mi?

Alemlerin Efendisi Hz. Muhammed (SAV) buyuruyor: “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” (Muvatta, Hüsnü’l-Hulk, 8; Ahmed b. Hanbel, 2/381)

Yüce Yaratan da “Ve şüphesiz sen büyük bir ahlak üzerindesin.” (Kalem, 68/4) diye Peygamber Efendimizden bahsediyor.

Güzel ahlak nedir?

Nasıl güzel ahlaka sahip olmalıyız?

Bunların hesabını yapmalı ve ibadetler ile imanımızı güçlendirmeliyiz.

Yol belli, gideceğimiz yer kabirden geçiyor.

Ölüm, genç – yaşlı, zengin- fakir dinlemiyor.

Bu dünyada en çok yaptığımız yanlış kendi nefsime söylüyorum, yalan söylemek, iftira atmak ve kul hakkına girmek.

Eğer, günah işlesem, tevbe ederim, ama ya Ahmet ağabeyimizin hakkında gıybet ettiysem, iftira attıysam, onu her yerde çekiştirdiysem, kötü konuştuysam ne olacak?

Kul hakkı, kul ile ödenir.

Güzel ahlak, iyilik getirir.

Ölüm de bize bu dünyanın gelip geçici olduğunun en büyük göstergesi.

Hz. Peygamber (sav) Efendimizin, "Ağızların tadını bozan ölümü hatırlayın" Hadisi şerifini gerçekten de sürekli aklımızda tutmalıyız.

Ölüm ile başladım ve yine ölüm ile bitirmek istiyorum.

Bu konular ile anlatacak bir çok hakikat var, lakin kendi kabiliyetimce kırık dökük de olsa birkaç kelam ettim, hakkınızı helal edin.

Gazetemizin internet sitesi www.kayseriolay.com adresine her girdiğimde ölümü hatırlıyorum.

Neden mi?

Henüz Ramazan ayından birkaç gün önce sevgili meslek büyüğümüz Mustafa Aydoğan ile birkaç dakika ayakta hasbihal etmek nasip oldu.

Salı günü konuştuk ve Cumartesi günü yani Ramazan ayının ikinci günü acı haberi aldık.

Ve Mustafa Aydoğan ağabeyimiz, Rabbim Mekanını cennet eylesin, aramızdan ayrıldı.

Haberi duydum ve inanamadım, hatta şu an bile yazarken, Mustafa ağabeyimizin vefat ettiğine inanamıyorum.

Ölüm haktır, Yüce Allah, Kuran’ı Kerim de şöyle buyuruyor; "Her nefis ölümü tadacaktır." (bk. Âl-i İmran, 3/185

Evet, ölüm hak ve başta da yazdığım gibi kime ne zaman, nerede geleceğini bir tek Allah bilir.

Kimsenin ahını almayalım, kimseyi küçük görmeyelim, üstteyim deyip sevinmeleyim, bir gün gelir sen, bastığın toprağın altında kalırsın da üzerinde çiçekler açar.

İnsan ölür, herkes üzülür, insan ölür, herkes sevinir.

Güzel ahlaklı bir insanın ölmesine kimse sevinmez, ama kötü karakter sahibinin ölmesine sevinmeyecek yoktur.

Bu dünyanın gelip geçici bir han olduğunu unutmayalım.

Aynen Hz. Ömer (RA)’ın bir adam tutup, kendisine her gün ölümü hatırlatması için “Ya Ömer Allah’tan kork, ölüm var!” kelamı gibi.

Ölüm, Ahmet abi, Hakan kardeş, Zafer dayı, Suzan teyze, Ayşe nine, Mehmet ağa, her kim ise, sana da var, bana da, ona da, şuna da!

İçimden geldi, birkaç kez dedim, spor yazılarıyla sürekli karşınızda oluyorum, ama bazen de böyle yazılar ile de birkaç kelam ediyorum, bir kez daha hakkınızı helal edin.

Kul hakkına girmeden bir hayat sürmek nasip olsun.

Rabbim, kendisine layık bir şekilde hayat sürmeyi ve iman ile kabre girmeyi, ardından da Cennetine almayı nasip etsin, Amin…

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
14Nis

Düşmeyebiliriz

09Nis

Rüyamızda görürüz

09Nis
06Nis

Yoksa paraşütsüz düşeriz

05Nis

Hamza hoca da bunu yaparsa