FERNANDES’İ İZLİYORUM, GÖZLERİM KAPALI.


EVET, Manuel Fernandes’i izliyorum, gözlerim kapalı.

Portekizli yıldız, yıllar sonra Türkiye’ye döndü ve Kayserispor’u tercih etti.

Bu tercih, her iki taraf açısından da ne kadar isabetli olacak, bunu zaman gösterir, ama görünen köyde kılavuz istemiyor.

Fernandes, 34 yaşında, ama 25’lik gençlere taş çıkarırcasına antrenmanlarda forma için ter döküyor ve adeta savaşıyor.

Hele, Cumartesi günü yapılan antrenmanda öylesine güzel bir gol attı ki ‘Efsane geri döndü’ dedirdi.

Fernandes, muhteşem bir fizik ve futbol zekasıyla Kayserispor’a çok şey katacağının sinyallerini verdi.

Zaten, 10 numara pozisyonunda büyük eksikliğimiz vardı, hatta yoktu desem abartmış olmam.

Ne Hasan Hüseyin’den ne de Avramovski’den çok şey beklemek yanlış olurdu, yönetim ve teknik heyet de bunu gördü ve Portekizli yıldızı getirdi.

Portekizli, Cumartesi günü yapılan antrenmanda sağ ayağının içiyle kalitesine yakışır bir vuruş ile meşin yuvarlağı 90’a taktı ve Lung’u, çaresiz bıraktı ve şapka çıkarttı.

Bu muhteşem golü, Kayserispor’un medya çalışanları da yakaladı ve ölümsüzleştirerek, servis etti, buradan Kemal, Eren ve Cafer kardeşlerimizi de tebrik ediyorum.

Gol hikaye, önemli olan Fernandes’in, Kayserispor’a katacakları.

Dedim ya, görünen köy kılavuz istemez diye, adamda teknik var, liderlik var, çalım var, ara pası var, takımı yönlendirme var, duran top var, serbest vuruş – frikik var, pres var, hırs var, mücadele var, var da var…

Eğer kısa zamanda uyum sürecini atlatır, ki atlatmış da görünüyor, bu adam bu takımı uçurur.

Hasan Hüseyin, iyi niyetli, fakat bu takımda 10 numara oynayacak bir kapasiteye sahip değil, Avramovski, zaten tercih edilmedi ve lisansı askıya alındı.

Şu ana kadar oynanan 4 maçta da ne yazık ki, Hasan Hüseyin’in anlamsız geri pasları, zamansız pasları ve çalımları, top kayıpları ve isteksiz futboluyla 10 kişi oynadık desem, kimse itiraz etmez.

Buna Kanga’yı da dahil edersek, 9 kişilik bir performansla Kayserispor, 4 haftada 6 puan topladı.

Eğer, Fernandes ve Alibec, daha önce transfer edilmiş olsaydı, şu an çok daha farklı şeyleri konuşuyor olabilirdik.

Fernandes deyince, Hasan Hüseyin aklıma geliyor, ne kadar da büyük fark var değil mi?

Birisi, 34 yaşında, diğeri 25, sanki Hasan Hüseyin, futbolda son demlerini oynuyor gibi umursamaz bir tavırda.

Kayserispor’da lider, skora etki edebilecek ve arkadaşlarını yönlendirecek bir isim eksikti, Fernandes ile de bu sorunu aşmış olduk.

Denis Alibec gibi golcümüz de var, sol bek ve kanatta oynayan Aziz’i de buna katarsak, çok büyük bir itici gücümüz var.

Pedro’nun, iyileşmesi de cabası…

Şimdi sıra kaptanlığa geldi.

Fernandes’in, olduğu bir takımda Hasan Hüseyin, ancak yedek soyunur, oyuna ve skora göre şans bulabilir, ama eğer hoca yine inat etmezse bu takım az önce de belirttiğim gibi çok can yakar.

Evet, kaptanlık dedik ve bu takımın kaptanı Sapunaru’dur, bunu oynanan 4 maçta eksiğiyle fazlasıyla gördük.

Sapunaru, tecrübesiyle, forma aşkıyla maçta nasıl oynanır gösterdi ve arma ve onur nedir, kaptanlık kime yakışır bunu gösterdi.

Bundan sonra birinci kaptan Sapunaru olmalı ve güle oynaya Berna Başkanın da dediği gibi elimizi kalbimize koymadan zevkli maçlar izlemeliyiz.

Tabiki futbol bu, yeneceksiniz, yenileceksiniz, berabere kalacaksınız, hatta farklı mağlup da olacaksınız.

Her maçı kazanacaksınız diye bir kaide yok.

Ama, taşlar yerine oturmaya başladı.

Bu sezon, kalede Lung, defansta Sapunaru ve Kolovetsios, sağ bekte Lopes ve duruma göre Zoran, sol bekte Yasir ve Aziz, sol açıkta tartışmasız Pedro, sağ açıkta Lennon, ortada Campanharo ve Attamah, 10 numarada Fernandes ve ileride Alibec, bu ligin dumanını attırır.

Alternatiflerimiz de yine çok iyi…

Sezon başında ki kadrodan çok daha farklı ve güçlüyüz.

İlhan Parlak, İlhan Depe, Manzala, Muğdat gibi tecrübeli isimler de bu sezon forma rekabetinde takıma çok şey katacak.

Her şeyde vardır bir hayır, eğer Kasımpaşa maçında lisans krizi yaşanmasıydı, yedeklerin nasıl bir performans sergileyeceğini göremeyecektik. Ardından Sapunaru gibi bir ismi, bir inat uğruna kaybedecektik ve son yapılan üç transfer de belki gerçekleşmeyecekti. Yerinde eleştiriler, herkese kazandıracak, burada eleştirilere kulak tıkamayan Berna Gözbaşı’nı, yönetimini ve teknik heyeti kutluyorum.

Taraftarın ve basının sesine duyarsız kalmadılar, belki gece gündüz, çok badireler atlattılar, ama ileride çok büyük bir hüsrandan kurtuldular.

İnsan sevdiğini eleştirir, gazeteciliğin özünde de eleştiri var, kırmadan, dökmeden eleştirelim, başarıyı da alkışlayalım. Sırf konuşmak için konuşan, eleştirmek için eleştirenler de olacak, elma ile armut misali kimin dost kimin dost olmadığını da görmek güzel.

Herkesi yazdık da Kapalı Kale’yi unutmayalım, hatta birinci sıraya koysak yeridir.

Kalbi Kayserispor için atan gönül insanlarının da milli aradan sonra kademeli olarak stada gireceğini umuyorum.

Taraftarın, başında Ahmet Dirgenali gibi bir lider var, istişare ediyorlar, birlik ve beraberlik var. Onların da Kayserispor’un başarısında inkar edilmeyecek kadar büyük payları var.

Sayın Orhan Taşçı’nın da dediği gibi ‘Birlik olursak, kimse bizim sırtımızı yere getiremez’ diyerek, yazıma son veriyorum.

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
09Haz

Gözbaşı mı haklı Prosinecki mi?

05Haz

Aday çıkarsa Berna Gözbaşı...

03Haz

Neden olmasın?

28May

Kalfalık dönemi...

27May