Fernandes’e kıymayın efendiler


Manuel Fernandes gibi bir oyuncunuz varsa eğer, kıymetini bilin…
Tabii ki de takıma uyum sağlamıyorsa, sağlamak için adım atmıyorsa gönderilebilir, ama önce kazanmaya çalışın.
Önce hocaya sorun, o baksın, ona göre hareket edin.
Geçtiğimiz gün de yazdım, böylesine büyük yeteneklerin kendilerine göre çekilmez tavırları vardır.
Ama, şunu da unutmamak lazım, at sahibine göre kişner.
Önceki gün transfer konusunda da yazdım, sırf transfer yapmak için adam almayın.
Elinizdeki futbolcuların verimini arttırın.
Eğer Manuel Fernandes’i almışsanız, kazanmaya bakın.
İnsanı kaybetmesi çok kolay!
Hadi git işine dersiniz olay biter, ama insan kazanmak zor, sabır ister.
Fernandes’in en büyük talihsizliği Samet Aybaba oldu.
Bu oyuncuyu alırken, nasıl bir karakter olduğunu bilmiyor muydunuz?
Bu oyuncu kötüyse kim aldırdı, iyiyse kazanmaya çalışın.
Aidiyet duygusu aşılamak elzem, bundan sebep, nasıl ki askerde badi sistemi var, futbolcular arasında eşleştirme yapın, hatta yöneticiler böylesi futbolcularla birebir ilgilendin, emin olun kaybetmez, kazanırsınız.
Futbolcu, kendisini özel hissetmek ister, özellikle böylesine yıldız futbolcular. 
Emin olun yeni alacağınız transfer, eskilerinden daha iyi olmaz.
Bunun örneklerini çokça gördük.
Fernandes, yıllar sonra Türkiye’ye döndüyse, illaki vardır bir hedefi.
Öncelikle muhatap olun ve konuşun, nedir sorunun diye?
Fernandes’i alın kahvaltıya götürün, gezin, emin olun verim alırsınız.
Yeni alacağınız oyuncu, hadi hazır oldum, uyum sağladım diyene kadar bir dünya zaman geçer.
Zaten sezon başında takım planlaması yapılmamasının acı faturasını çekiyoruz, bari şimdi aynı hataları tekrarlamayalım.
***
Takım bütünlüğünü sağlamak için acilen sportif direktör gerekiyor, bunu sürekli söylüyorum, ama halen adım atılmadı, neyi bekliyorsunuz, merak ediyorum?
Ama, Kayseri’yi bilen, buranın havasını tatmış, işini profesyonel yapan tecrübeli bir isim olsun.
Emin olun Seyit İçgül’ü alın demiyorum, ama Kayseri’de ya da Kayseri’ye tanıyan ve Süper Lig tecrübeli bir isimle yola çıkarsanız, hedefe çok daha kolay ulaşırsınız.
***
Kapı kapı gezerek Vefa Paketi satmak yerine, o değerli vaktinizi futbolcularla ilgilendirerek geçirirseniz, direkt hedefi tutturursunuz.
Vefa Paketi uygulamasını beğeniyorum, ama en az limit 5 Bin TL, en çok olan da 25 Bin TL!
Yani, şu ana kadar bir çok ismi gezdiniz, belki boş dönmediniz, ama futbolculara bu dokunuş yaparsanız, 1 maçta galibiyet almanız durumunda 2 Milyon 250 Bin TL para kazanıyorsunuz.
Tek galibiyete bu parayı almak var; 450 kişiye Vefa Paketi satmak var.
Vefa Paketi, sadece para değil, küskünleri geri döndürmek, Kayserispor duygusunu aşılamak ve bunun gibi bir çok olumlu dokunuş da var, ama o zaman bu zaman değil.
Az önce de belirttim Manuel Fernandes ve Denis Alibec ile tavla oynayın, Erciyes’e çıkın, yemek yiyin, dert dinleyin, vefa paketinden kat kat daha fazla kazanç elde edersiniz.
Hem de, o güzel vaktinizi kendi işinize ayırırsınız.
Taşıma suyuyla değirmen dönmüyor.
***
Son olarak, Dan Petrescu hakkında da birkaç kalem edeyim.
Hocamız, son derece kariyerli, ama kendisine yapılan ilgi, alaka bana abartılı geldi.
Sanki Josa Mourinho geldi de bizim haberimiz yok.
Evet, hocanın futbol kariyeri son derece iyi, teknik direktörlük kariyeri de fena değil, ama başarı gelmeden hocayı göklere çıkarmanın anlamı da yok.
Başarı gelmeden, hocayı pofpoflamak çok yanlış, anlamı da yok.
Başarılı olsun, değil övgü, göklere çıkaralım.
Asamoah Gyan transferinde bunu gördük.
Hocanın risk almasından dolayı teşekkür edildi, bırakalım bu tarz işleri, geçmişe takılmayalım, hocaya takımı tanıması için yardımcı olalım.
Hoca risk alsın tabii ki de, ama sonuçta riskin yanında para da alıyor.
Hocanın da işine de çok fazla karışmayalım.
Uğur Kulaksız hamlesi son derece yerinde oldu, herkes kendi işine baksın. 
Başarı için doğru planlama, düzenli ve sağlıklı ortam, bunun yanında da şans faktörü de önemli.
2012 yılında Kayserispor’a şaha çıkaran Robert Prosineki ile geçtiğimiz yılki Prosinecki’yi kıyas edersek, ne demek istediğim daha iyi anlaşılır.
Futbolcuların ruhunu okşayan, gönüllerine dokunan ve azimle çalışan ortamda başarılı gelir.
Kısacası aile ortamı şart.
Disiplin, olmazsa olmaz.
Kayseri’den kimler geldi, kimler geçti…
Evet, her zaman diyorum, geçmişten ders çıkaralım, Amerika’yı yeniden keşfetmenin anlamı yok.

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
14Nis

Düşmeyebiliriz

09Nis

Rüyamızda görürüz

09Nis
06Nis

Yoksa paraşütsüz düşeriz

05Nis

Hamza hoca da bunu yaparsa