Düşmeyebiliriz


Kayserispor, evinde öylesine önemli bir maçı kaybetti ki, telafisi mümkün değil.

Kazansaydık, rakibimizle aramızda 3 puan fark kalacaktı.

Antalyaspor’u da geriye çekmiş, alt taraftan da bir nebze de uzaklaşmış olacaktık.

Ama, evdeki hesap çarşıya uymadı.

Dün yazayım dedim, o kadar sinir olduk ki, yazmamayı tercih ettim.

Maçı herkes izledi, şu şöyle oynadı, bu böyle oynamadı gibi konulara çok fazla girmeyeceğim.

Şu saatten sonra ağır eleştirilerin de kimseye faydası dokunmaz, atı alan Üsküdar’a geçti bile...

***

Kabul etmek gerekiyor, ne yazık ki, bizim gücümüz bu kadar.

Kazanmış olsaydık bile, şans eseri bir galibiyet almış olacaktık!

İlk golü yediğimiz hiçbir maçı ne yazık ki kazanamadık.

Gol sorunu devam ediyor, buna basit gol yeme hastalığını da eklediğimiz zaman, kazanmamız mümkün olmuyor.

Eldeki malzemelerin yetersizliği ve şanssız sakatlıklar belimizi büktü.

Düşünsenize Alibec, Anton, Lung ve Gustavo’nun oynadığını, inanın bu durumlara düşmezdik.

Alternatif forvet dediğimiz İlhan’ın bile oynamadığına üzülür hale geldik.

Sezon başında yapılamayan planlamaların eksikliği gün gibi karşımıza çıktı.

***

Maça hızlı ve istekli başladık, hatta gol de bulduk, ama  VAR’dan döndü.

İlk yarıda topun hakimiyeti bizdeydi, ama Antalyaspor’un da istediği buydu.

Topu rakibe ver, kontratak futboluyla bulursam galip gelirim, önceliğim gol yememek, beraberlik için oynarım adında bir taktikleri var.

Bu sezonun beraberlik rekoru şu an onlarda.

Rakibe ön alan baskısı yapmayan, oyunu kendi sahasında kabul eden, inanılmaz bir defans yapan bir takım ile oynadık.

Beraberlik kokan bir maçtı, ama şans golüyle galip geldiler, biz de yeniden düşme hattına geriledik.

***

Ne yazık ki, kalan 8 haftada fikstür avantajımız yok denilecek kadar az.

Önümüzde oynayacağımız Konyaspor, Gençlerbirliği, Beşiktaş, Denizlispor, Malatyaspor, Gaziantep FK, Başakşehir ve Fenerbahçe maçları var.

Zor ötesi maçlar bizi bekliyor.

Bir yandan kendi rakiplerimizle oynarken, diğer yandan da şampiyonluk mücadelesi veren takımlarla kozlarımızı paylaşacağız.

***

Geçtiğimiz hafta da yazdım, çıkmadık candan umut kesilmez diye, ama bu oyun mantığı ile 9 maçta 2 galibiyeti zor alırız demiştim, aynı düşüncelerimi tekrarlıyorum, bu mantıkla 8 maçta 2 galibiyet alamayız.

***

Evet, bu kadar emin konuşuyorsun, ne yapmalıyız ki, bu zorlu virajdan çıkalım diye soranlar da oluyordur elbette.

Önümüzde Konyaspor gibi kefeni yırtmış, ligde rahat bir konumda oynayacağımız bir maç var.

8 maç varken, havlu attık edalarına girersek, zaten çıkış yolumuzu kendimiz tıkarız.

Son 15 gündür kaleye Lung’un geçmesinin elzem olduğunu yazdım.

Alibec ve Anton  bir an önce dönmeli.

Eğer, bu 3 oyuncuyu kazanırsak, ligde kalma umutlarımız başarıyla sonuçlanabilir.

***

Zor günlerde sahneye çıkan İlhan Parlak’ın maç öncesi sakatlanması gerçekten de oyun düzenimizi bozdu.

Her ne kadar da eleştiri oklarının hedefi olan Muğdat da sakatlanınca hücum gücümüz iyice zayıfladı.

Kevin Luckassen’in varlık gösterememesi de cabası oldu.

***

Hamza Hamzaoğlu’nun maçta yaptığı müdahaleleri de görünce canım iyice sıkılıyor.

Hoca, elindeki kısıtlı malzemeleri kullanıyor, ama oyun düzeninde bir türlü taşları yerine koyamıyor.

Takım halinde mücadele edemiyoruz.

Oyunu kanatlara yönlendirip, ara pas atıp, şut vuracak oyuncumuz yok.

Burada hocanın da yapacağı çok fazla bir şey yok.

Dedim ya, kaleye Lung geçsin, 1 puanımız garanti olur, Anton ve Alibec de dönerse, bir anda takımın rengi değişir, final niteliğinde oynayacağımız 8 maçta, belki kümede kalırız.

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
05May

Hoca kendine oynadı!

29Nis

Yine umutlandık

29Nis

Hayat öpücüğü!

25Nis

Şaka gibi

23Nis