Dikkat çeken çağrı! En çok intihar vakası hangi mesleklerde görülüyor?

Türkiye Psikiyatri Derneği Merkez Yönetim Kurulu, 'İntiharları önlemek için birlikte çalışalım' çağrısı yaptı.

Dikkat çeken çağrı! En çok intihar vakası hangi mesleklerde görülüyor?
TAKİP ET >> Google News ile Takip Et

Haber: Cafer ZENGİN-  Türkiye Psikiyatri Derneği Merkez Yönetim Kurulu son günlerde artan intihar olaylarına dikkat çekti. Türkiye’de son 10 yılda yaklaşık 32000 kişi, 2019 yılında ise 3406 kişi intihar sonucu hayatını yitirdi.  Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Sekreteri Doç Dr Yunus Hacımusalar, dernek yönetimince bu açıklamaya dikkat çekerek, intiharların önlenmesi konusunda medyaya da önemli bir görev düştüğünü dile getirdi. Hacımusalar, medyada kullanılan dile dikkat çekerek, “Kullanılan haber dili mutlaka gözden geçirilmeli” dedi ve “İntiharları önlemek için birlikte çalışalım” çağrısı yaptı. 

Çiftçiler, emniyet mensupları, askeri personeller, doktorlar, veteriner hekimler, hemşireler gibi bazı mesleklerde diğer mesleklere göre daha yüksek oranlarda intihar davranışlarına rastlanıldığını kaydeden Hacımuslar, “İntihar araçlarına ulaşmanın kolay olması, iş stresinin fazla olması, profesyonel yalıtılmışlık, yardım arama konusunda isteksiz olma intihar riskini yükselten önemli nedenlerdendir” dedi. Son günlerde yaşanan intiharlarla ilgili haberlerin yapılma ve paylaşılma biçimi nedeniyle başta medya olmak üzere tüm kişi ve kurumların haber verme sorumluluğu yeniden gündeme geldi. 

Türkiye Psikiyatri Derneği Merkez Yönetim Kurulu, yaptığı açıklamada “İntihar sonucu kaybettiğimiz kişilerle ilgili haber yapan tüm medya organlarını duyarlı olmaya, kullanılan haber dilini gözden geçirmeye davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.  Açıklamanın detaylarını paylaşan Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Sekreteri Doç Dr Yunus Hacımusalar, “İntihar, her yıl 800 binden fazla kişinin yaşamını yitirmesine yol açan çok önemli bir halk sağlığı sorunudur. Ülkemizde son 10 yılda yaklaşık 32000 kişi, 2019 yılında ise 3406 kişi intihar sonucu hayatını yitirmiştir. İntihar davranışı, genetik, biyolojik, sosyal ve toplumsal yönleri olan çok faktörlü bir olaydır. İntihar eden kişilerin büyük çoğunluğunun teşhis edilebilir bir ruhsal hastalığı vardır. Depresyon tamamlanmış intiharların en yaygın nedenidir. Kanser, inme, organ ve işlev kaybının yaşandığı acı veren ve kronik nitelikteki fiziksel hastalıkların varlığında da intihar davranışları gözlenmektedir. Cinsiyet açısından intihar davranışları değerlendirildiğinde intihar girişimleri kadınlarda daha yüksektir. Ancak erkeklerin daha ölümcül intihar yöntemlerini kullanmaları nedeniyle intihar sonucu ölümler erkeklerde daha fazladır. İntihar oranları ergenlik ve yaşlılık döneminde daha yüksektir. İş kaybı yaşayanların, kırsal kesimden kentsel alana veya farklı bir ülke ya da bölgeye göç edenlerin intihar riski daha yüksektir. Bazı mesleklerde (çiftçiler, emniyet mensupları, askeri personeller, doktorlar, veteriner hekimler, hemşireler) diğer mesleklere göre daha yüksek oranlarda intihar davranışına rastlanmaktadır. İntihar araçlarına ulaşmanın kolay olması, iş stresinin fazla olması, profesyonel yalıtılmışlık, yardım arama konusunda isteksiz olma intihar riskini yükselten önemli nedenlerdendir” şeklinde konuştu. 

SALGIN İNSANLARIN RUH SAĞLIĞINI DA OLUMSUZ ETKİLİYOR
“COVID-19 salgını bütün dünyayı etkilemiş, 75 milyon kişi hastalığa yakalanmış, 1.650.000 kişi hayatını kaybetmiştir” diyen Hacımusalar, “Salgın hastalıklardan sonra depresyon, alkol-madde kullanım bozuklukları, uyku bozuklukları, travma sonrası stres bozukluğu ve diğer anksiyete bozukluklarında artma olduğu bilinmektedir. COVID-19 salgını hızlı yayılımı, hastalık belirtilerinin şiddetli, ölüm oranlarının yüksek olması, salgının seyri ve süresindeki belirsizlikler, damgalanma korkusu, sosyal izolasyon, alınan kısıtlama tedbirleri ve ekonomik zorluklar nedeniyle kişilerin ruh sağlığını olumsuz etkilemektedir.  COVID-19 pandemisinde intihar oranlarının arttığına yönelik sınırlı sayıda çalışma bulunmasına ve dünyada istatistiksel verilerin henüz açıklanmamış olmasına rağmen pandemiler sonrasında intihar oranlarının arttığı bilinmektedir. İntihar giderek önemi artan bir halk sağlığı sorunu haline gelmektedir” diye konuştu. 

KİŞİNİN DAVRANIŞLARI İNTİHARA MEYİLLİ OLDUĞUNU GÖSTEREBİLİR
Bir bireyin intihar edebileceğini veya intihar etmeye meyilli olduğunu gösteren intihar işaretlerini tespit etmenin intiharı önlemede anahtar rol oynadığına vurgu yapan Hacımusalar, şu ifadeleri kullandı: Bir kişi ölmek istediğinden ve acılarından kurtulmaktan bahsediyorsa, internetten veya çevresinden ateşli silah, toksik/kimyasal madde gibi intihar araçlarını araştırıyorsa, değerli eşyalarını dağıtıyor, vasiyet bırakıyor ve çevresindekilerle vedalaşıyorsa, kendi içine çekiliyor, kendini soyutluyor, başkalarına yük olmaya başladığından bahsediyor, öfkeli davranışlar sergiliyor, umutsuzluktan ya da yaşamak için bir nedeni olmadığından bahsediyorsa, canını tehlikeye atacak riskli davranışlar sergiliyorsa, yaşadıkları acıya son verme, kendi canlarına kıyma eğiliminde oldukları göz önünde bulundurulmalıdır.  Kendisinin ya da bir yakınının canına kıyacağından endişe duyan insanların yardıma ihtiyacı vardır. İntihar davranışını önlemeye yönelik etkili ve en sık tercih edilen yöntemlerden biri kendilerine önem veren diğer insanlardan destek talep etmektir. İntihar düşüncelerini dile getiren insanların yardım çağrılarına kulak verilmelidir. Bu sorunla baş etmelerini sağlamak için en kısa sürede ruh sağlığı merkezlerine başvurmaları yönünde teşvik edilmelidirler. İntihar riski taşıyanların erken tanı ve tedavisi intihar davranışının tekrar ortaya çıkmasının önlenmesinde ve bunun sonucunda intiharın kendisine ve çevresine verebileceği zararların en aza indirgenmesinde yardımcı olacaktır. İntihar düşüncelerinin varlığında gerekli değerlendirme ve müdahalelerin zaman kaybetmeden yapılması için en yakın sağlık kuruluşuna vakit kaybetmeden başvurulmalı ya da 112 çağrı merkezinden yardım talep edilmelidir”

MEDYADA KULLANILAN DİLE DİKKAT EDİLMELİ
İntiharların  önlenmesinde medyaya da büyük iş düştüğünü kaydeden Doç Dr Yunus Hacımusalar,  
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Hak ve Sorumluluklar Bildirgesine dikkat çekerek, şöyle devam etti: Bildirgede ‘İntihar olayları hakkında haber çerçevesini aşan ve okuyucu veya izleyiciyi etki altında bırakacak nitelikte ve genişlikte yayın yapılmamalıdır. Olayı gösteren fotoğraf, resim veya film yayınlanmamalıdır’ denilmektedir. Ancak çoğu zaman bildirgeye uyulmadığı görülmektedir. Medya intihar haberi yapmadan önce azami çekinceyi göstermeli ve haber yapılacaksa yalnız gerekli bilgilerle yetinilmeli, yönteme değinilmemeli, en basit bilgilerle, ayrıntılara değinilmeden haber yapılmalı ve intihar hiçbir zaman yüceltilmemelidir. Dünya Sağlık Örgütü’nün aşağıda yer alan intihar haberlerinin medyada yer alması ile ilgili kurallar listesi ülkemizde de bir an önce uygulanabilir hale getirilmelidir” ifadelerini kullandı. 

PEKİ, MEDYA BU KONUDA NE YAPMALI?

Hacımısalar, intihar hanerleri konu edilirken medyanın titiz davranması gerektiğini de belirterek, şu uyarılarda bulundu: Haberde ölme kararında rol oynayan psikososyal nedenler aydınlatılmalı, altta yatan bir psikiyatrik hastalık varsa belirtilmelidir. İntihara yol açan depresyon, madde bağımlılığı gibi hastalıkların tedavisinin olduğu vurgulanmalı ve nasıl yardım alınacağı konusunda bilgi verilmelidir. Kişilerarası ilişki güçlükleri ve çatışmalarda çözüm yollarını örneklerle belirten yol gösterici haberler şeklinde verilmelidir. İntihar, haberlerde cesur bir davranış olarak sunulmamalıdır. Haber ilk sayfalarda, resimli, renkli olarak ve intihar yöntemi ayrıntılı bir şekilde verilmemelidir. Olay romantik ve gizemli bir davranış olarak gündeme getirilmemelidir.  İntihar bir çözüm yolu olarak gösterilmemelidir. İntihar girişimlerinden sonra meydana gelebilecek ağır bedensel sorunlar-beyin hasarı, felç vs. tanımlanmalı ve caydırıcı bir şekilde kullanılmalıdır. İntiharlar bir problem çözümü olarak sunulmamalıdır. Çeşitli başka etkili çözüm yolları olduğu, bunlara ulaşamama durumunda bu sonucun ortaya çıktığı belirtilmelidir. Kurbana bazı özenilebilecek nitelikler, dikkat çeken özellikler ve bir özel statü kazandıracak sunumlardan kaçınılmalıdır. Kurbana intihar davranışıyla bir ün kazandırılmamalı, intiharın ün kazanmak için bir yol olduğu mesajı verilmemelidir. Haberlerde bireylerin intihar düşünceleriyle baş etmelerine yardımcı olabilecek kurumlar, tedavi seçenekleri hakkında bilgi verilmelidir. Tercihen yalnızca ölümle sonuçlanan intihar davranışı haber yapılmalı ve haber kısa, resimsiz, intihar yöntemi bildirilmeden verilmelidir. Nasıl intihar edilebileceğini gösteren ayrıntılı intihar haberlerinden sakınılmalıdır. Olay hiçbir şekilde geniş ve tekrarlayan biçimde haberleştirilmemelidir. Lokal medya ve sağlık kurumları arası sürekli bir diyalog sağlanmalıdır.
Medyanın tüm mecralarında yer alan intihar haberleri yukarıda sıralanan evrensel ilkeler çerçevesinde yeniden gözden geçirilmeli, bir an önce sakıncalı yazılı ve görsel materyallerin yayımı durdurulmalı, intiharı özendiren ve intihar yöntemlerini gösteren internet sitelerine erişim engellenmelidir. Toplumdaki tutum ve davranışları etkileyebilme ve bunları olumlu ya da olumsuz yönde değiştirebilme gücüne sahip olan medyada yayımlanan her şey izleyiciler tarafından taklit edilmektedir. Haber atlamama endişesi ile bu gibi olaylar ayrıntılı bir şekilde habere dönüştürülmeden önce tekrar tekrar düşünülmeli ve bu bilimsel gerçekler akılda tutulmalıdır. 
Tüm medya kuruluşlarımızı bu konularda dikkatli ve sorumlu davranmaya davet ediyoruz.”