• UMUTSUZLUĞA DOĞRU..

    UMUTSUZLUĞA DOĞRU..

    19:40:25 | 2017-01-01
    Ahmet Zorlu
    Ahmet Zorlu      a.zorlu38@hotmail.com

    İnsanlar, kendilerine mutluluk veren, monoton hayatına renkli kesitler katan bir dönemi, bir yılı, bir ayı uğurlarken duygusal şeyler söyler ve tekrar gelmesi veya kalması temennisiyle uğurlarlar. Sevdikleri o dönemi..

    Bu gün bir asırda yaşanacak olumsuzluklardan daha fazlasını bize yaşatan 2016 yılına veda ediyoruz. Daha doğrusu veda etmek için, uğurlamak için arkasından bile kapıya kadar çıkmaya değmez bir dönemi gönderiyoruz.

    Neler yaşamadık, neler yaşatmadı bize 2016..

    Şöyle başlıklar halinde hatırlayalım isterseniz;

    12 Ocak,  Sultanahmet’te canlı bomba kendini patlattı 13 can gitti aramızdan.. Aynı ay içerisinde, İşadamı Mustafa Koç  beklenmedik şekilde, çok sevdiği ülkesine veda etti..

    Şubatta terör Ankara’nın kalbindeydi. Bombalı araçla yapılan saldırıda 29 can aramızdan ayrıldı. Şubat’ı da bu olayla hatırladık yıl boyu.

    13 Mart’ta Ankara Güvenpark’taydı katiller  ve caniler. Tam 29 kardeşimizi aldı aramızdan.. Mart’ta Brüksel’de yaşanan Metro saldırısı da terörün  korkunç yüzünü bir kez daha gösterdi dünyaya..

    Nisan Ayı, terör bakımından en sakin dönem olarak kayda geçti 2016’da. Zira ne canlı bomba, ne bombalı araç saldırısı gerçekleşti. Vodofon Arena’nın açılışı en çok konuşulan konu olarak düştü kayıtlara..

    Mayıs, şaşalı gösterilerle AKP Genel Başkanlığı görevine getirilen Kasım seçimlerinden sonra Başbakan olan, adına şarkılar, marşlar bestelenen Ahmet Davutoğlu’nun birden bire görevden alınması ve yerine Bin Ali Yıldırım’ın Başbakanlık Koltuğuna oturtulması ile anılacak bir ay olarak düştü kayıtlara. Bu uygulama ne kadar sağlam bir demokrasiye sahip olduğumuzu da gösterdi. Zira Ahmet Davutoğlu açık açık “Elde olmayan nedenlerle istifa ediyorum” demesine rağmen daha birkaç ay önce oy birliği ile kendisini genel başkan seçen iktidar partisi mensuplarından tek itiraz sesinin yükselmemesi enteresandı. Aynı ekseriyet aldıkları talimatı uyguladı ve Binali Yıldırım’ı Başbakan yaptı.

    Haziran ise İngiltere’nin AB Referandumu ile dünyayı şaşırtması sonucunu getirdi. Zira İngiliz Halkı’nın büyük bölümü AB’den çıkma oylamasında, çıkılması yönünde oy kullanınca AB dengeleri alt üst oldu.

    Temmuz, Temmuz..

    Ayın ortasında gece daha Türk Milleti  akşam yemeğini yiyip, çekirdek çiterek dizi izlerken hareketlenen ortamla unutulmazlar arasına adını yazdırdı. 15 Temmuz Darbe girişimi, ‘Amatörlüğün de bu kadarı’ dedirtecek cinsten bir darbe kalkışmasının yaşandığı gün olarak kayıtlara düştü. Cumhurbaşkanının çağrısı ile halk sokağa çıktı, darbe püskürtüldü. Birileri “Bu bize Allahın bir lütfudur” dedi.  Nedenini daha sonra anlayacaktık. Birinci darbe püskürtüldü, ama ikincisi de o günden başlamış oldu. Türkiye uzun yıllan sonrası OHAL’e geçiş yaptı.

    Ağustos Ayı içerisinde, Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı unsurlar Suriye topraklarına girdi. Bir haftada siler süpürürüz’ açıklamalarına rağmen askerimiz hala girdiği yerden çıkamadı. Bu gidişle de uzun süre daha oralarda kalacak gibi. Ben bu satırları yazarken, Suriye topraklarında Şehit düşen asker sayımızda 40’a ulaşmıştı.

    Eylül Ayı’nda Türk Senasının taçsız kralı Tarık Akan’ı son yolculuğuna uğurladık hep birlikte. Ve Eylül Ayı içerisinde en çok bu ölümü konuştuk biliyor musunuz?

    Ekim Ayı içerisinde yaşadığımız darbe girişiminden sonra ilan edilen Olağanüstü Hal, 3 ay daha uzatıldı. Bu süre zarfında yuvarlak rakam 100 bin kamu çalışanı işinden oldu. Düz hesap 100 bin insan hakkında kovuşturma, soruşturma başlatıldı. Yine yuvarlak rakam bir 30 bin kişi de hapishanelere konuldu. Her ilde Feto Davaları açıldı. Ama enteresan olanı, bu örgüt ile siyaset kurumlarının irtibatı bir türlü ortaya çıkmadı, çıkarılamadı.

     Kasım Ayı’na damgasını olay nedir derseniz, ABD’nin dolayısıyla dünyanın başına bela olacak bir ismin, Trump’un Rusya’nın da maniplasyonu ile seçimleri kazanması elbette.. Ve yüreğimizi dağlayan Adana’daki yurt yangını. Minik bedenlerin, sıkı sıkıya kilitlenen kapıdan dışarı çıkamaması ve üst üste yanarak can vermeleri.

    Ve Aralık, Kayseri’de çarşı iznine çıkan gencecik kardeşlerimizin terör ihanetini yaşamaları. 15 genci aramızdan alması elbette. Ve bu olaydan birkaç gün önce İstanbul Beşiktaş’ta yaşanan ve yine canlar alan hain terör saldırısı.

    Her aydan bir tek olayı almaya çalıştım köşeme.

    Dövizin fırlaması, Gazetecilerin, yazarların, düşünce insanlarının içeri atılması, düşman ilan ettiğimiz Rusya ve İsrail ile el sıkışmamız, Avrupa ve ABD ile papaz olmamızı saymazsak ekonomi ve dış politika için de olumlu şeyler söylemek isterdim. Ama karanlık bir tablo. Öyle karanlık ki, bu karanlıktan Türkiye’yi kurtarması gereken genç nesilden de umut kestik 2016’da.  Zira eğitim seviyemiz 15 basamak birden geriledi. Pisa sonuçları açıklandığında utancım bir kat daha arttı.

    Ama hepsinden önemlisi, 15 Temmuz’da Fetö’nün sarsmayı başardığı Demokratik geleneklerimizin hepsinin birden Anayasa değişikliği ile halının altına süpürülmesi girişimi var ya.

    Bence yılın olayı bu.

    Dün sabah saatlerinde Anayasa değişikliği komisyon sürecini tamamladı. Yılın hemen başlarında Meclis gündemine indirilmesi planlanıyor.

    İşte ondandır, iki gün önce de yazdım 2017, 2016’yı mumla aratacak diye..

    Zira, 15 Temmuz Demokrasiye karşı hain bir kalkışmaydı, silah kullanıldı, tank kullanıldı. Ama yeni yılın başlarında meclise, geçmesi halinde yılın ilk yarısında vatandaşın önüne de gelecek olan yeni rejim de demokratik teamülleri tamamen ortadan kaldırıyor ve tek adam sistemi oluşturuyor.

    Bu sistem milletten ve halktan onay görürse, Cumhurbaşkanı, Başbakan, Meclis sorumlusu, Hükümetin başı, YÖK’ün sorumlusu, Yargı Kurumlarının tek yetkilisi tek bir kişi olacak. O ne derse o yasa haline gelecek. O ne derse, ceza kanunları ona göre düzenlenecek, o ne derse, kamu kuruluşları ona göre yapılandırılacak, o ne derse il ve ilçeler ona göre şekillendirilecek.

    Ben denge ve denetlemeden yoksun bu tek adam düzenlemesinin meclisten geçmeyeceğine, geçse bile halkın desteğini almayacağına gönülden inanıyorum.

    Zira halen millet olarak içinde bulunduğumuz freni patlamış ve meçhule sürüklenen  Türkiye aracının duvara çarpması anlamına geliyor bu sistem..

    Ondandır, 2017 için güzel şeyler söyleyemiyor, güzel dileklerde bulunamıyorum.




    Etiketler:

    Tümü