10 OCAK GÜZELLEMESİ..

10 OCAK GÜZELLEMESİ..

18:46:15 | 2017-01-10
Ahmet Zorlu
Ahmet Zorlu      a.zorlu38@hotmail.com

Aslında, ’10 Ocak çalışan Gazeteciler Günü’nün adından başlamak lazım..

Zira, gazeteciler o kadar çeşitlendi ki, bazıları üstüne bile alınmıyor, Çalışan  Gazeteciler Günü’nü.

Bazıları  ise, Padişah Boncuğu gibi diziliveriyor, anıtların önünde, meydanların ortasında.

Zira bu isim konulurken, her gazeteci bir kurum nezdinde bu sektöre hizmet ediyor, ekmeğini helalinden kazanıyordu.

Ama günümüzde öylemi;

Çalışan Gazeteciler var, çatışan gazeteciler var, çalıştırılmayan gazeteciler var, rehber gazeteciler var, muhbir gazeteciler var,  münafık gazeteciler gazeteciler var, şantajcı gazeteciler var, markajcı gazeteciler var. Ha bir de, tutuklu gazeteciler var..

Napsın Memleket büyükleri, bu kadar çok sınıfa ayrılmış bir meslek örgütünde, hangisinin gününü kutlasınlar.

Mazallah bir de her sınıf gazeteci topluluğu kendi gününü ilan ederse, 365 gün kutlama mesajı yayınlamak zorunda kalacaklar.

Kafanız karıştı değil mi, isterseniz yukarıdaki listenin başından başlayalım..

Çalışan Gazeteciler; Onlar ekmeğinin hatırı için, çalıştıkları kurumlarda meslek etiğine yürekten inanmalarına rağmen, gündemi es geçip güncel ile işlerini sürdürmeye çalışan arkadaşlarımız. Meslek etiğinin aldığı derin yaraları iç geçirerek izliyorlar, ama ekmek parası hatırına, yaşananlara seslerini çıkaramıyorlar.

Catışan Gazeteciler: Onların işi, yukardan önlerine konulan, başta kendi meslektaşları olmak üzere siyasiler, bürokratlar ile her gün çatışma halinde olan isimlerdir. Bazen yaptıkları hususi ziyaretlerde,  tekere çomak sokmaya, işini yapmaya çalışan dürüst insanları ispiyonlayarak sürdürürler hayatiyetlerini.

Çalıştırılmayan Gazeteciler; Onlar ise, hayatın her alanında Meslek Etiği ve Mesleki dürüstlüğü ilke edinenlerdir. Aslında yaptıkları iş, her işverenin hoşuna gider, ama memleket gerçekleri nedeniyle bu isimlere kadrolarda yer verilmez.  Doğruyu savundukları için bazı zamanlar, dokuz köy bile yetmez onlara, onuncu köye demir atarlar. Bu iktidarın son 5 yılında sayıları bir hayli arttı..

Rehber Gazeteciler; Onlar da işgal ettikleri gazete sayfalarındaki köşelerinden veya tv ekranlarından polise ve gazete patronlarına yol gösterirler. Bürokratı, siyasetçiyi ve meslektaşlarını hedef gösteren yayınlar yaparak ya sorgulanmalarını ya da işlerinden edilmelerini takip ederler.

Muhbir Gazeteciler: Onlar yazıdan, haberden, yorumdan anlamaz. Onlara bizim sektörümüzde ‘Ayaklı Gazete’ denir. Günlük programlar halinde ziyaret ettikleri Memleket Büyüklerine!,  bilgi götürür birilerinin mesleki anlamda infazını sessiz sedasız şekilde gerçekleştirirler. Bunları küçümsemeyin. Hayatında oturup tek satır yazı yazmadığı halde, bazıları Sürekli Sarı Basın Kartı bile taşıyor.

Münafık Gazeteciler;  Bunlar ise her işe, şeytani gözlükle bakarlar. Bazıları gösterileni değil, gösterilenin altındaki gösterilmek istenmeyeni kazır ve onun üzerine giderler. İyi ve araştırmacı gazetecilerdir. Ancak ‘Münafıklıkla!’ taltif edilmişlerdir. Eskiden onlara Araştırmacı Gazeteci denirdi, soyları hayli azaldı.

Şantajcı Gazeteciler;  Bunlar ise, elde ettikleri bilgi ve belgeleri okuyucusuyla, izleyicisiyle paylaşmak yerine açık artırmaya çıkarır, kim daha çok veriyorsa onun emrine sunarlar.

Markajcı Gazeteciler; Onlar ise sabahları iş yaptıkları memlekette resmi ve özel programların listesini gözden geçirir, memleket büyüklerinin katılacağı etkinliklerin programını alıp etkinlikle baş köşeyi tutarlar. Gelene ağam, gidene paşam. Sohbet sırasında da küçük sıkıntılarını masaya sürerek çözümünü sağlarlar. Haber, yorun, mesleki etik  onların umurlarında değildir. Ama kendilerini tanıtırken, karşılarındaki insanın düğmesini ilikletecek kadar kıvraktırlar.

Ve hatırladıkça yüreğimizi sızlatan kesim;

Tutuklu Gazeteciler;  Onların kaderidir, devr-i iktidarda kim olursa olsun, mimlenmişlerdir, gözaltındadırlar. Yazdıkları her cümlenin altında buzağı aranır. Söyledikleri, varsayımları aynen çıkar. Ama buna rağmen hep hükmeden tarafta değil, hüküm altındadır bu insanlar. İsim ver derseniz aklıma gelen ilk ikisini söyleyeyim, Ahmet Şık ve Hüsnü Mahalli.  Onların misyonu, gazeteciliğin evrensel doğrularının, yaşadıkları ülkede hakim kılınması. Bunun kavgasını verirler ve demokratik teamüllerde yeri olmayan her uygulamaya karşı çıkarlar. Sonuçta, ajanlık, terör örgütü üyeliği gibi hak etmedikleri bir yafta takılır boyunlarına ve hücreyle, kelepçeyle tanışmış olurlar.  O tür gazetecilerin önünde saygıyla eğiliyor ve Selam ediyorum.

Evet, bu gün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü..

Biraz ironik de olsa, mesleğimizin içine düştüğü acınası durumu özetlemeye çalıştım.

Bu zorlu şartlar altında bile, bu mesleğe bir harf katkısı olan, bu mesleği onuruna halel getirmeden icra etmeye çalışan, dürüst, mesleki etik sahibi, okuyan,araştıran, bildiklerini  okuyucusu ile, izleyicisi ile paylaşan, kendilerine ‘Meslektaşım’ dediğim anlarda göğsümü kabartan tüm gazeteci kardeşlerimin ve dostlarımın 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü gönülden kutluyor, mesleki yarınlarımızın, mesleki dünlerimizden daha iyi ve huzurlu olmasını temenni ediyorum..




ETİKET :  

Tümü