• LADESİN BÖYLESİ!

    Sezon başından beridir hem Kayserispor, hem de Erciyesspor için defalarca yazdık çizdik.

    06:45:50 | 2016-04-25
    Hakan ÇİFTCİ
    Hakan ÇİFTCİ      hakanciftci38@hotmail.com

    Tek adam mantığı ile bu işin olmayacağını söylemekten dilimizde tüy bitti.
    Kayserispor, son iki haftayı 6 puan ile tamamlayarak, büyük ölçü de kefeni yırtarken; Erciyesspor için aynısını söylemek mümkün değil.
    Kayserispor’da, ruhsuz birkaç oyuncunun haricinde takım yeniden ayağa kalktı.
    Ömer Bayram ile Biseswar’ın olmayışında takım çok daha iyi oynuyor ve hatta kazanabiliyor.
    Bu iki oyuncu, başka takımlara transfer olmak maksadıyla başka havalarda. Önce ekmek yediğin yerin hakkını ver de, daha sonra nereye, nasıl gidiyorsan git.
    Böyle inanç yoksunu oyuncularla ligde kalacağımıza; onurlu ve formasının hakkını veren oyuncularla düşmek çok daha şerefli olur.
    Kayserispor, sezon başında öncelikle yönetim anlamında, sonra teknik heyet, en sonunda da futbolcu tercihlerinde başarısız oldu.
    İki hafta öncesine kadar 11 hafta galip gelemeyen, son 6 haftada gol atamayan, sezonun en az puan toplayan, bununla birlikte en az gol atan takımıyken, önce Kasımpaşa, sonra da Bursa galibiyetleri Kayserispor’un kaderini değiştirdi.
    Takibi buna, düşme hattındaki takımların da katkısını unutmamak lazım.
    Herkesten daha çok Kayserispor’un Süper Lig’de tutunduğuna sevinen birisi olarak, bir çok olumsuzluğu da görmemezlikten gelemem.
    Sonra yönetim çıkıp, başarılı olduk falan der, inanın o zaman beni kimse susturamaz.
    Her neyse, bu hamur çok su götürür.
    Gelelim, zarar ve ziyanda olan Erciyesspor’umuza…

    Takım, sezon başından beri, gün geçtikçe eridi, sonunda da bitti.
    Kayserispor’daki tek adamlık egosu, Erciyesspor’da da kendini gösterince ligde kalma şansımız mucizelere kaldı.
    Böylesine ruhsuz oyuncular ordusu varken, son 3 maçı alacağız da, rakiplerimiz kaybedecek.
    Artık, bu saatten sonra böyle bir şey olmasını ummak, öküz altında buzağı beklemekten başka bir şey olmaz.
    Zaman tüneline gidelim…
    Erciyesspor, 200-2007 sezonunda Süper Lig’de düşme hattındayken, yönetim anlamında büyük boşluk halende bulunuyordu. Eren, takımın başına “Kayserispor sevdalısı” olarak geldiğini ifade etmiş ve bayrağı devralmıştı.
    Geldiği sezon takım 11 puanla en büyük düşme adayıydı. Takımın başında Alman teknik adam Werner Lorant vardı.
    Eren, gelir gelmez, Bülent Korkmaz’ı getirmiş ve müthiş bir çıkış yakalanmıştı. Fakat, ligin bitimine birkaç hafta işler yolunda gitmemiş ve Türkiye’nin en sempatik takımı olan Erciyesspor, küme düşmüştü. O sezon Türkiye Kupası’nda final oynamıştık.
    Ziya Eren, Süper Lig’den düşünce, bir çok futbolcuyu satıp, harcadığı parayı yeniden elde ederek, görevi bırakmıştı. Daha sonrasında 2011 yılında Hidayet Aydoğan’dan görevi alan Eren, Ziya Eren, yeniden göreve gelmiş ve önce takımı düşmekten kurtarmış, sonrasında iyi bir kadro kurarak, Osman Özköylü teknik direktörlüğünde Süper Lig’e merhaba demişti.
    Eren’in, en büyük hatası, 2012-2013 sezonunda başarı için canını dişine takan ve takımı Şampiyon yapan Osman Özköylü’ye yol vermesi oldu. Eren, sonrasında “Bu işi öğrendim” gafletiyle başarılı olan Özköylü’nen yerine Fuat Çapa’yı getirdi. Çapa ile kötü gidişatın ardından ilk sezon Hikmet Karaman ve Edinho’nun sayesinde kümede kalsa da, ikinci sezon tutunamadı ve yeniden PTT Birinci Lig’e geriledi. Bu düşmede de yine tek adamlım egosuyla bir çok stajyer hocanın takımın başına gelmesi oldu. Her şey denendi, ama Kayserili teknik direktör denenmedi...
    Bu sezon da Erciyesspor’da, Ziya Eren’den başka bir ismin olmaması ve dış dünyaya kapanmak, sezon sonunda çok pahalıya mal oldu.
    Şu an için takım % 90 düştü.
    Bu saatten sonra yapılacak tek şey var, o da önümüzdeki yılın plan ve programını yapmak.
    Her insan hata yapar!
    Hata yapmayan başarılı olamaz kaidesiyle şimdiden kollar sıvansın.
    Ama, görünen köy kılavuz istemez atasözüyle bu takım kişiselleştirilmiş ve kendi kaderine teslim olunmuştur. Başarısızlıkta Kayseri Erciyes Taraftarlar Derneği haricinde hiç kimse tepki verilmemesi de manidar! Durum ne yazık ki, alan memnun, satan memnun hesabı oldu.
    Ben şahsen Başkan Ziya Eren’in, bu durumdan hoşnut olduğu kanaatinde değilim.
    Takımı hiçbir maddi destek almadan Süper Lig’e Şampiyon olarak taşıyan Ziya Eren Başkan’ın, neden böyle bir gaflette bulunduğuna inanın bir anlam veremiyorum.
    Geçen yıl PTT Birinci Lig’e düştüğümüz zaman, yine bu satırlardan, yeniden Süper Lig’e kolaylıkla çıkılabileceğinin yol haritasını yazmıştım.
    3 sezon önce Başakşehir, 2 yıl önce de Kayserispor, kadrolarını bozmadan düştüğü Süper Lig’e yeniden çıkmışlardı.
    Ama, geçtiğimiz sezon öncesinde futbolcuların tamamını göndermek en büyük hataydı. Yine hatalar zincirinde bir çok stajyer hocaların gelmesi oldu.
    En azından, kale, defans, orta saha ve forvette 4 oyuncu gönderilmeyip, şu an ki kadro kurulsaydı, tablo bu olmazdı. Her neyse, cemaat ne derse desin, imam zarar ve ziyanı tercih etti.
    İnşallah, kamuoyunun beklentisi doğrusunda başta Melikgazi Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ve Ziya Eren, az önce de belirttiğim gibi masaya yumruğunu vurur ve bu takım yeniden PTT, sonrasında da Süper lig’e geri döner.
    Ziya Eren’in, sezon başında takımı bu kadar küçülmesi sonrasında ortaya bir çok iddialar atılmış, fakat inanmamıştım.
    Umarım, başka hesaplar yapılmaz...
    Diğer yandan AKP Kayseri Milletvekili Mehmet Özhaseki’nin, yeniden iki takıma da sahip çıkması gerekiyor.
    Özhaseki, tecrübesiyle bu şehirde spora büyük hizmetler yapmıştır.
    Ama, elini çektiğinde başarısızlık kendiliğinden geliyor.. Neyse bu konu da çok su götürür…
    Bir önceki köşe yazımda da belirttiğim gibi tek adamlık yönetim sisteminden vazgeçmeli ve tüm eleştirilere kulak vermeliyiz, yoksa sonumuz yine hüsran olur, diyerek yazıma son veriyorum.




    Etiketler:

    Tümü