"DEVLETİN DIŞINDA HİÇBİR KURUM EĞİTİME EL ATMAMALI"

Kayseri’de eğitim denilince akla gelen ilk isimler arasında yer alan, aynı zamanda siyaset arenasında adından çokça söz ettiren Kemal Nakipoğlu ile hayatı, eğitimi, ülkeyi ve hedefleri konuştuk.

12:22:56 | 2016-11-15

Kayseri’de eğitim denilince akla gelen ilk isimler arasında yer alan, aynı zamanda siyaset arenasında adından çokça söz ettiren Kemal Nakipoğlu ile hayatı, eğitimi, ülkeyi ve hedefleri konuştuk. Bir süre önce ODTÜ Kolej Müdürü olarak yeni görevine başlayan ve yıllara meydan okuyan birikim ile deneyimini yeni eğitim yuvasında gelecek nesillere aktaran Nakipoğlu, ülkeye faydalı ve özgür düşünen nesiller yetiştirmenin sırrını ve geleceğe yönelik hedeflerini Kayseri Olay’a anlattı. İşte ülke sorunlarını ve ülkenin geleceği için en önemli konu başlığı olan eğitimi bir bilenle konuştuk.

 

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz ?

1951 Kayseri doğumluyum. Üniversiteye kadar olan öğrencilik hayatımı Nuri Has İlkokulu, Nazmi Toker Ortaokulu ve Kayseri Lisesi ile ilimizde tamamladım. Üniversite okumak üzere 1970 yılında Almanya’nın Heidelberg kentine gittim. Önce, Almanca öğrenimimi tamamlayıp ardından Makine Mühendisliği bölümünde öğrenim görmeyi planlamışken Bonn’da Türkiye Üniversite Sınavına girdim. Gazi Eğitim Enstitüsü Almanca bölümünü kazanıp yurda döndüm. Okulu bitirdikten sonra Ankara’dan Kayseri’ye gelip Kartal Endüstri Meslek Lisesinde Almanca öğretmenliği yaptım. Öğretmen olarak ilk tayinim İncesu Lisesi’ne yapıldı. Daha sonra Kartal Endüstri Meslek Lisesine tayinim çıktı. Türkiye’nin en zor günlerinde (80 öncesi) öğretmenlik ve idarecilik yaptım.1979’un sonuna doğru askere gittim.80 ihtilalinde İpsala’da yedek subay olarak görev yaptım. Askerlik sonrası mesleğe dönmeyip şehrimizde 17 Aralık 1981 yılında Şirin Kreş ve Anaokulunu açtım. Bu güne kadar 15-20 bin çocuk büyüttük. 2000 yılında Sağnak Kolejini kurdum sonrasında ortaklığımız sona erdi Şirin Kreşi yeniden faaliyete geçirdim bir sene orada bir şeyler oluşturdum derken ODTÜ’den gelen teklifle  şu anda da ODTÜ Koleji Müdürlüğü görevini yapıyorum.

ODTÜ Koleji’nde yürüttüğünüz görev hakkında bilgi verebilir misiniz?

Biliyorsunuz ben kurduğum okulun ortaklık ayrılması nedeniyle bıraktım 1981 de kurduğum Şirin Kreş ile uğraşırken ODTÜ’den bir teklif geldi. Ankara’ya giderek yönetim kurulu ile görüştük. ODTÜ hakikaten çok güzel bir marka. Burada olduğum için söylemiyorum. Kayseri’de okul tavsiye et dediklerinde de ODTÜ ve TED isimlerini rahatça söylediğim okullar arasındaydı. O bakımdan burada zafiyet görmesinden de üzüntü duyduğum bur kurumdu. Ben Ankara’daki yönetim kuruluna ODTÜ nasıl Kayseri’de başarılı oluru anlattım. Kayseri farklı bir yer hepimiz içinde yaşıyoruz. Bir grubun birine bakarak bir yere gidebildiği bir şehir. Bazı şeylerin Türkiye standartlarının farklı uygulandığı bir şehir… Dolayısıyla iyi bir yerel yönetici ile bu işi başarırsınız dedik. Tabii sonuçta iş, fatura bize çıktı, sağ olsunlar ODTÜ’ye 1 Ağustos 2016 itibariyle resmi olarak başladım. Siz de buraya daha önce gelmişsinizdir. Ciddi bir yenileşme yaptık. Bunun için de bize desteklerini esirgemediler. Benim kafamda öğrenciye ve veliye yönelik bazı yenilikler vardı. Onları değiştirdik, idari açıdan  kadroda sıkıntı yok. Kadrodaki uygulamaları biraz değiştirdik. Veli öğretmen ilişkisi kesikmiş onların kanallarını açtık. Okul Müdürü ile Kayseri’yi barıştırıyoruz. Biz Kayseri ile zaten barışığız. ODTÜ şehre çok inmemiş, bölgesel açıdan zaten talihsiz bir yer. O da şöyle Kayseri bu tarafa doğru  bir türlü istediğimiz gibi büyüyemiyor. Hep Bünyan, Talas tarafı Çay Bağları tarafı gelişmiş. Erkilet  tarafı aslında Kayseri’nin en güzel semtlerinden birisi güney  cephesi, onun da talihsizliği vardı.

Fakat şimdi konsept okullar başladı bildiğiniz üzere yavaş yavaş kampüsler oluşuyor. Artık ODTÜ Kayseri’de marka olarak değerlendirilmesi gereken bir kurum. Biz de burada hızlı  bir çalışmaya girdik. İcraatlarımızın en başında ziyaretlerimiz oluyor. Geçen Cumhuriyet Bayramını çok büyük bir coşku ile Kayseripark AVM’de kutladık. Çok ilgi gördü ve bu ilgi de bizi fazlasıyla mutlu etti. Bu gibi etkinliklerle Kayseri’de varlığımızı göstermeye çalışacağız. Arkamızda akademik açıdan ciddi bir üniversite desteği var. Bu çok ciddi bir şey insanların arayıp bulamadığı bir şey. Dünyada 100 üniversite arasına giren ODTÜ Üniversitesi’nin yan kuruluşu sonuçta. Böyle bir desteği kullanıyoruz.  Sürekli öğretmenlerimizin denetimleri, yenileşmeleri, panelleri vs. çok ciddi bir durum bu çünkü biz de aydın kesim ne yazık ki bu işi becerenleri tenzih ediyorum kendini yenilemiyor, yani okuldan nasıl  çıktıysa günlük ortamında da devam edip geliyor. ODTÜ’de  çalışan müdür dahil hiçbirimizin kendimizi yenilememe şansımız yok. Kaldı ki beni iyi kötü tanırsınız ben hala 6-7 gazete, yabancı dergi okuyan eğitimle ilgili 100’lerce panele gitmiş olmama rağmen  hala bunları takip eden birisiyim. Şimdi bunu hızlıca buraya da adapte ediyoruz. ODTÜ’nün desteğinin dışında da 3-4 Aralık’ta bir Müdür Yardımcımızla İstanbul’dayız ilköğretim ve okul öncesi  eğitim ile ilgili ciddi bir sempozyum var oraya katılacağız. Buradan tek mesajım şu Kayseri bu enerjiyi çocukları adına kullanmalı. Çünkü burada bu okulun kafasının arkasında hiçbir şey yok. Sadece Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve Atatürk ilkelerine bağlılık var. Dolayısıyla buradan kimseye zarar gelmeyeceği gibi Türkiye’nin gelecekteki yönetici ve bilim adamlarının çıkması söz konusu ve bundan da Kayserili hemşerilerim yararlanmalı diye düşünüyorum.

Bu noktada eğitim çok büyük bir önem taşıyor değil mi? 17-25 Aralık süreci ve sonrasında Cemaat Okullarının akıbetini hep beraber izliyoruz şimdilerde…

Elbette her şeyin başında çok önemli aslında. Dünyada gelişmiş ülkeler insana yatırım yapan ülkeler. Teknolojiyi geliştiren zaten insan. Şu örneği hep veririm; Bir sürü akıllı telefonu, bilgisayarı getirin şu masaya koyun eğer ben kullanmıyor, talimatı ben vermiyorsam hiçbir şey ifade etmiyor. Bu demektir ki önce insan. Biz insanı yetiştiremezsek etrafındaki teknolojinin hiçbir önemi yok. Sonuçta birinin mutlaka parmağını basması lazım. Eğitim her şeyin başında gelen bir şey.Biz çocuklarımıza kreşten itibaren bugünün çağıyla yarışır hale getiremezsek yapacağımız bir şey yok. Türkiye bu kalkışmadan çok ızdırap çekti. Bu eğitimle başarılmış bir olaydır. 1981’de kreş açtım oradan 12 -13 bin çocuk yetiştirdim her biri Türkiye’nin ciddi kurumlarında avukat doktor ve çok güzel görevler üstlendiler. Hiçbirinin ülkesine yan baktığı görülmemiştir. Çünkü öyle yetiştirdik. Bizim  yetiştirdiğimiz çocuk, bayrağını, devletini, İstiklal Marşı’nı ve Ata’sını severdi.Bu ilke ile büyüyen çocukların bu devlete zarar verme şansı yok. Ama siz alırda kreşten itibaren bir insana biat etmeyi ve onun felsefeleri ile bakış açısıyla yetiştirmeye çalışırsanız eğitimci isterse melek, isterse şeytan yaratır. Bana öyle 15-20  yıl bir çocuğu verin ne isterseniz yapar elinize teslim ederim. Türkiye’nin yaşadığı olay bu ben yıllardır siyaset ve eğitim dönemimde bunu defaten söylemişimdir. Bakın bu insanlar kreş açıyorlar,orada çocukları yanlış yönlendiriyorlar, arkasından okullar geldi biliyorsunuz.Bunu yaşayarak gördük, okullar başladı ,gruplar başladı. Bunların içindeki bu kötü niyetli insanlar dünün masum çocuklarını bugünün teröristi haline getirdi. Burada bir eğitimci olarak tereddütteyim. Bunu bu hale getirenler mi yargılanmalı? Yoksa bu işi dünün masum çocukları, bu günün teröristi gibi gözüken çocuklar mı yargılanmalı? Burada ciddi bir vicdan muhasebesi yapıp ona müsaade edenlerinde yargılanması lazım. Göz göre göre bu işe çanak tutanlarında yargılanması lazım. Bu manada eğitim gerçekten çok önemli. İnşAllah bundan sonra Devletimiz aklını başına alır. Eğitime bakış açısını değiştirir. Her şeyi kontrollü yapar. İnsanların bakışı nereye doğru gidiyor?  Hangi öğretmen hangi fikri aşılıyor? Devletin dışında hiçbir güç bence eğitime el atmamalı. Tabii özel okulların yaygınlaşması ülke açısından önemli bir şey ama oranın denetimi de devletin elinde olmalı. Ve denetim yaparken de ayrım yapmadan kıstasları doğru koymalı. Ülke birliği, Bayrak, Vatan, Millet, Atatürk İlkeleri bunlar çok önemli ve bizi bir araya getiren unsurlar. Bunun dışına çok çıkıldı. Hepimiz yaşayarak gördük feryat ettik ama kimse aldırış etmedi. Bu gün ifadeler veriliyor, ifadelerde bu feryatların sadece biz değil bizim gibi bir sürü insanın emniyette, askeriyede bürokraside bar bar bağırdığı ama ciddiye alınmadığı aşikar. Geldiğimiz sonuçta bu yani. Bu yüzden eğitimi en ön plana almak lazım. Çocuklarımız ülkesine bağlı , bu ülkeyi seven kitleler halinde büyümeli.

 

Peki ODTÜ Okullarının diğer okullardan farkı nedir?

Birincisi ODTÜ Okularının para derdi yok. Yani ben para kazanacağım diye bir çabası yok. Kurallarından kaidelerinden ödün vermiyor. Burada yaşadığım en çarpıcı olay şu; biz buraya geldikten sonra öğrenci akını başladı, bir de tarikat okullarının kapanmasıyla Türkiye’nin her yerinde öğrenci savrulması oldu. Buradan 4-5 çocuk alabildik anca. İtelemedik ama yaptığımız  sınavlarda bizim barajımızı aşamadı çocuklar. Kaldı ki onlarda bir özel okuldan geliyorlar. Demek ki bakış açınız önemli. Biz burada ciddi bir eğitim veriyoruz. Sosyal hayatı ön plana çıkararak bir eğitim veriyoruz. Bazıları başka şeyleri ön plana çıkarmışlar,eğer onlar öyle olmasaydı bu çocukların özel okul standartları altında bizim barajımızı çoktan geçmesi gerekirdi. Neredeyse bazı devlet okulundan gelen çocuklar barajımızı geçebiliyor. Ama bu dağılan özel okullardan çok öğrenci alamadık. 20’ye 30’a yakın öğrenciyi reddettik. Birinci farkı bu. Bir kısmını alalım yetiştirmeye çalışalım dedim Siz sayısal duruma takılmayın Müdür Bey cevabını aldım. Hakikaten kaliteyi bozmuyoruz. Bu kaliteyi yakalamak için Türkiye’ye bilim adamı yetiştirmenin derdindeyiz. Yeter ki gelsin para kazanalım kaygısını taşımıyoruz. Buraya öğrencisini emanet edenlerin şu huzuru taşıması gerekiyor: Benim çocuğum hiçbir ayrım görmeden dünya çağdaş vatandaşı olma yönünde ilerleyecek bu çok önemli bir kıstas. Onun dışında kampusumuz çok güzel bir kampus çok geniş bir arazide hayvanat bahçesinden tutun, tarım alanları, kış bahçeleri, spor sahaları, spor alanları, çeşitli laboratuarları bu konularda hiçbir sıkıntı yok. İçerik bakımından çok zengin. Bu içerikte öğrenci için avantaj bir başka durum; tüm özel okullar sınav sistemine endeksli test yöntemi ile çalışıyorlar. Hani bir tabir var ya çocukları eğitim test manyağı yaptı diye…Bizim burada o yok. Çocukları teste yönlendirmiyoruz. Tamamen ucu açık ve öğrenci merkezli sorularla çocuk konuya vakıf oluyor. Zaten konuyu kavradıktan sonra geri bildirim ve dönüşüm alınıyor. Bunu kavrayanın çözemeyeceği soru yok zaten. Ancak 7 ve 8’de çalışmalar yapıyoruz, tekniği algılasın diye. Mesela teneffüs zilimiz yok. Çocuğa ders bilincini ve kendi kendini yönetmeyi öğrensin diye saati geldiğinde çocuklar öğretmenleri ile teneffüse çıkıyorlar. Nöbetçi öğretmenler ders saati dediği anda öğrenciler sınıfta hazır öğretmenlerini bekliyor hale geliyor. Bu ana sınıfından başlayan bir uygulama. Kurumumuz Kayseri’de farklı bir kurum dilerim ki Kayseri’de hak ettiği yeri bulur.

Öğrenci alımında bu kadar hassas davranan kurum öğrencileri yetiştirecek öğretmenleri alırken nelere dikkat ediyor peki?

Aynı hassasiyet ve ciddi kıstaslarımız orada da mevcut. Genel Merkezde koordinatörler grubu var. 15 günde bir öğretmeni ancak alabildik. Çok sayıda müracaat var görüşmeler var. Ankara’dan gelen bir koordinatörümüz ile çok ince eleyip sık dokuyarak alımları yapıyoruz.Biz de ders programını öğretmen kendisi hazırlar.Hiçbir kopyala yapıştır şansı yoktur. Bunu Ankara’ya sunar Ankara onaylar burada öyle uygulamaya geçer. Her hafta ders programı, uygulayacağı ders programı Ankara’daki koordinatör öğretmene mail atılır.Mail onaylanır gelir öyle uygulamaya geçilir. Uygulamanın sonunda geri dönüş alınır. Kazanımlar nedir? Eksiğimiz nedir? Ona göre öğrenciler tekrar elden geçirilir.

Okullar arasında da koordinasyonunuz var bu da oldukça önemli değil mi?

Elbette ki okullar arasında bağlantının olması lazım. Sürekli birbirimizi takip ederiz o kadar üst akıldan sonra bir de kendi aramızdaki akıl yarışmalı zaten. Bu bakımdan öğrenciler gerçekten şanslı. İnşAllah buradan Türkiye’ye çok ciddi bilim adamları çıkar ülkenin de buna ihtiyacı var çünkü.

Veliler öğrencilerine ilişkin bilgileri de rahatlıkla alabiliyor mu ?

Kesinlikle. Bizim sistemimizde okulumuz uzak olduğu için öğrencilerin yüzde doksan dokuzu servisle geliyor zaten. Ben geldiğimden beri serviste de gelişme yaptık. Okul servislerimiz denetim büroları tarafından kapının önünde tüm denetimlerden geçirildi iş güvenliği yasası gereği. Burada dosya halinde getirildi. Ora bitti yemekhaneyi denetime aldık. Oranın raporunu bekliyorum. Bu denetim kontrolü sağlıyor. Servis tamamlandıktan sonra servis sürücüsü bana bilgi veriyor. Dolayısıyla ciddi bir takibin olduğunu biliniyor. Her sınıfın sınıf annesi var ve yazışma grubu  var oradan okulda neler oluyor fikir sahibiler. ODTÜ Koleji Kayseri güncesi var orada sınavlar, etkinlikler, geziler hava raporu, ve yemek listemiz yayınlanıyor. Sitemize girdiğinizde bunların hepsini görebiliyorsunuz. Sınav notlarını ayrıca takipte edebiliyorlar. Kurslar, etkinlikler,sınavlar takip edilebiliyor. Okul aile birliğimiz var onlar çok hızlı girdiler. Anıtkabir ve Ankara ziyaretimiz var. Müzeleri gezdireceğiz. Veli Okul öğrenci öğretmen Ankara koordinatörü yoğun bir çaba içerisindeyiz. Umarım başarılı oluruz. ODTÜ Kompleksi içinde lise kapalı spor salonu konferans salonu yüzme havuzu olan bir programımız var plana alınmış ama ertelenmiş. Biz bunu hızlandırmaya çalışıyoruz. Sanıyorum önümüzdeki yıl yaz sezonu bizim için yoğun geçecek gibi gözüküyor. Arkadaki araziyi bunun için değerlendireceğiz. Alanlarımız oluşacak ve Kayseri ODTÜ Koleji Türkiye ve Dünya çapında bir kurum olacak.

Verdiğiniz bilgiler için, teşekkür ediyorum

Ben teşekkür ediyorum bizi Kayseri ile buluşturduğunuz için…




ETİKET :  

Tümü