• BU BY-LOCK'ÇULAR NEDEN SERBEST?

    17:54:59 | 2016-10-04
    OSMAN ÇİFTCİ
    OSMAN ÇİFTCİ      osmanciftci3800@gmail.com

    Dün bu köşede, “By-Lock çelişkisi” başlıklı bir yazı kaleme almıştım.
    By-Lock başlı başına FETÖ mensubiyetini ortaya koyan bir konuyken Kayseri’de polisin yakalayıp adalete teslim ettiği By-Lock kullanıcılarının neredeyse yarısının serbest kalmasının tuhaflığına işaret etmiştim.
    15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden zaman geçtikçe tutuklama konusunda sanki bir gevşeme mi oluyor sorusunu akıllara getiren bir durum bu.
    İBRAHİM’İN DURUMU
    Valilik Basın Müdürü iken önce açığa alınan sonra da duruşmasına giren avukatla görüşen meslektaşlarımızın beyanına göre By-lock dahil hiçbir bulgu olmadığı halde tutuklanan İbrahim Özçekiç’in durumu mesela...
    Özçekiç sanki ilk günlerin hararetiyle tutuklandı... Şimdi mahkemeye çıksaydı, By-Lock’çuların serbest bırakıldığı bir ortamda tutuklanır mıydı diye düşünmeden edemiyorum.
    ŞİFRELİ HABERLEŞEN 50 BİN KİŞİ
    Bakın, Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, By-Lock ile ilgili bir açıklama yaptı: “Bir şeyi bilmemiz lazım, gelen istihbaratlar gösteriyor ki 50 binin üzerinde sırf telefonla birbiriyle şifreli haberleşen bir ekip var. Bununla hayırlı bir şey yapmadıkları açık. Bunu görmemiz lazım. Böyle bir hain ekibin herhalde bir kişi, üç kişi olmadığını bilmemiz lazım. Almanya 500 bin kişiyi atmış, biz de 100 bin kişiyi atarız. Hiç gözünün yaşının da bakmayız. Bu devlete sadakatin yoksa, bu millete hürmetin, bağlılığın yoksa, asgari bir vicdani mensubiyet hissetmiyorsan, cehennemin dibine kadar yolun var.” dedi.
    Ee, buna rağmen serbest bırakılan By-Lock’çular var.
    KARARLAR NE KADAR ADİL
    Masumiyet karinesinden yanayım. Hüküm verilene kadar yani suçlu olduğu hukuk nezdinde ispat edilene kadar herkes masumdur. Tutuklama da bir tedbirdir...
    Buraya kadar herşey tamam...
    Ama burada uygulamaların objektif kriterlere dayalı olarak, adil bir şekilde verilmesi de gerekiyor. By-Lock’çu bir memur için tutuklama tedbiri uygulanırken By-Lock’çu diğer bir memur için tutuklama tedbiri uygulanmıyorsa kararlar verilirken ortak akıl ile tesis edilmiş bir adillikten söz edemeyiz.
    Serbest kalan niye kaldı, tutuklanan niye tutuklandı?
    Dün de ifade ettiğim gibi, hakimin savcının işine karışacak değiliz ama illa ki adalet isteriz.
    BİR BY-LOCK’ÇUNUN EŞİNDEN MESAJ
    Bu konuyu örneklendirmek için By-Lock’tan tutuklanan bir memurun eşinden gazetemizin facebook sayfasına gönderilen mesajı kısmen paylaşıyorum:
    “Öncelikle selam ve saygılar. Ben sesimi duyurmak için size yazıyorum ister dikkate alır ilgilenirsiniz ister bir kenarda kalır yazdıklarım. Biz FETÖ mağduru bir aileyiz, eşim bir süre bunların maksadı sadece ibadet olan sohbetlerine katıldı, bu süre içinde bunlara aralarında dua ve cüz dağıtmak için kullanacakları adının By-Lock olduğunu sonradan öğrendiğimiz bir mesaj sistemi kullandılar, bu mesajlar sadece ibadet amaçlı kullanıldı, bizzat okuyordum ben.
    Biz bu sohbetlere sadece ibadet amaçlı katıldık ve ibadet, dua dışında risalei nur okuyorduk başka bir şey konuşulmuyor ve okunmuyordu. Eşim 27 yıllık devlet memuru 2 ay önce açığa alındı, bir ay önce de işten atıldı. Bir hafta önce sabah yedide evimize iki memur gelip evi aradılar ve eşimi gözaltına aldılar. İki tane şehir dışında üniversite okuyan evladım var iki aydır eşim işsizdi, şimdi gözaltında. Açığa alındığında hiç üzülmedik biz kendimizden emindik suçumuz yoktu, işine geri döner diye umuyorduk, olmadı. Sonra gözaltı ve biz bittik maddi manevi. Bu Gülen denen vatan hainiyle kol kola olanlar dışarıda, masumca sohbetlerine katılıp maksadı sadece ibadet olan eşim içerde bu adalet mi?
    Şu an yalnızım, eşimle görüştürmüyorlar. Çocuklarımın psikolojisini hiç yazmıyorum tahmin edersiniz. Kızımın bana yazdığı mesajı aynen size yazıyorum (anne babamı çok özledim ya hep özlemek zorunda kalırsam içim daralıyor ölecek gibi oluyorum)
    Bu nasıl vicdan inanın kendimden ve eşimden küçücük bir şüphem olsa üzülmeyeceğim maddi çöktüğümüz gibi manevi bittik. Biraz Allah korkum olmasa ölüm tek kurtuluş yolum. Keşke bunu bize yapana kadar dördümüzün başına birer kurşun sıkıp bizi öldürselerdi. Mahalle baskısı da cabası, kulağım duya duya ‘bak bunlarda fetocuymuş hiçte belli etmediler’ diyorlar. Biz işimizi kaybettik bir de eşim tutuklanırsa ne yaparız? Evlatlarımı nasıl okuturum? Kendileri onlarla pozlar verirken yanıldılar da bizim gibi saf insanların yanılması normal değil mi? Birde misal vereyim bir anne baba evladına sahip çıkmazsa çocuk huzuru başka yerde arar. Demek ki devlet bizi bu konuda ikna edemedi biz devletten hiç yardim görmedik. Çocuklarım ikisi de okuduğu halde burs başvuruları kabul edilmedi ikisi de geri ödemeli krediyle okuyor. Bunlar sadece yüze gelenler. Şikayetçi miyim asla ve asla eşimin az ama tatlı maaşı bize yetiyordu, mutluyduk huzurluyduk, altın gibi iki evladım vardı daha ne isterdim ki ama şimdi darmadağınık olduk daha da ne olacağımız belli değil. Size duygu sömürüsü yapmıyorum size duygularımı yaşadıklarımı yazıyorum, yazmaya devam edeceğim ta ki sesimi duyurana kadar. Benim gibilerin sesini duyurana kadar, bizi duyun, bizi görün lütfen. İsterseniz gelin evimde röportaj yapayım, isimsiz olarak yayınlayın yazımı, biz FETÖ’cü değiliz, biz vatan haini değiliz, biz bunları hak etmedik. Bana eşimi versinler bize işimizi ve itibarımızı iade etsinler, sapı samanı ayırsınlar. Eşim tutuklanırsa benim ne avukat tutacak param var nede bizi savunacak bir avukatım. Sesimi sadece sizin gibi duyarlı gazeteciler duyurursa duyuracak size yalvarıyorum sesimi duyurun. Sayın Cumhurbaşkanım Sayın Başbakanım, adaletli olun, hak almak çok ağır öbür dünyada bunun altından kalkamazsınız, eğer sizi kıracak bir lafım olduysa özür dilerim, saygılarımla.”
    Bu mesajdan 2 gün sonra aynı hanımdan gelen feryat dolu mesajın ise sadece yayınlanabilir kısımlarından bir kesit şöyle:
    “Ciğerim yanıyor, duyun artık bizi eşim tutuklandı... Elimi ayağımı, ocağımı yaktılar... Rabbime havale ettim ne gidecek kapım ne sesimi duyan var... Bilmiyoruz suçumuz nedir zulüm içinde zulüm... Mağdur kim mağdur alt kısımda ibadetle ilgilenenler, suçumuz bu sadece. Darbe mağduru biz olduk kimse değil hem FETÖ denen şerefsiz tarafından hem de hükümetten.”
    Bu mesajdan 1 saat kadar sonra ise ilginç bir tespiti vardı:
    “Her şey bir kişinin iki dudağı arasında olmamalıydı, böyle düzen olmaz, böyle yönetim olmaz. Yeminle söylüyorum o bir kişi yanıldık FETO suçsuzmuş desin herkes FETO’cu olur”
    ***
    Mesajı baştan sona okuyunca duygulanmamak elde değil. FETOŞ’un gariban vatandaşı nasıl bir pisliğin içerisine sürüklediğini görüp kızmamak elde değil.
    Allah, 2 çocuğuyla çaresiz bir şekilde ortada kaldığını söyleyen bu hanım ve aynı durumda olanlara yardım etsin.
    Belki kocasının durumundan haberi yok, zira devlet yetkililerinin kamuoyuna yaptığı açıklamalara göre By-Lock öyle dediği gibi masum bir şey değil... Belki de kendi durumları anlattığı gibidir bilmiyorum ama kadın ve çocukları adına üzücü bir durum...
    Fetoş denen godoş yaktı hepsini...
    BY-LOCK’TAN SERBEST KALANLARI
    NASIL İZAH EDECEĞİZ?
    Yazıyı toparlayacak olursak; bir yanda yukarıda paylaştığım mesajdaki gibi By-Lock’tan tutuklanan kişilerin yakınlarının feryat figanları diğer tarafta İbrahim Özçekiç üzerinden örneklendirdiğim By-Lock ile alakası olmayan kişilerin durumları...
    Bu tablolar karşımızdayken Başbakan Yardımcısı Türkeş’in ifadeleri de ortada iken (güncel olduğu için Türkeş’i örnek verdim ama benzeri açıklamalar çok sayıda biliyorsunuz), By-Lock başlı başına FETÖ mensubiyetini ortaya koyuyorken serbest kalan By-Lock’çuları kime nasıl izah edeceğiz?
    Ben içinden çıkamadım. Allah devlet büyüklerinin, bu konuda karar verme konumunda olan yetkililerin basiretlerini açık eylesin, en doğru kararı vermelerini nasip etsin.
    Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Vazifeyi ihmale sürükleyen merhamet, memlekete ihanettir!” sözü de kulağımda çınlıyor. By-Lock kullanmak suçsa vazife de ihmal edilmemeli diye düşünüyorum.
    Ne zor bir süreçten geçiyoruz. Allah’ım devletimize zeval verme, milletimizi bir ve beraber eyle...
    Bir günün adaletini 70 yıllık ibadet kadar kıymetli gören bir dinimiz varken Yüce Rabbim, adaleti nasip et memleketimize...
    Yarabbi; devlet yöneticilerimizin basiretini açık et, istikametini hayret...




    Etiketler:

    Tümü