• BAKANA ŞANTAJ MI?

    Bakana şantaj mı?

    16:20:37 | 2016-12-13
    OSMAN ÇİFTCİ
    OSMAN ÇİFTCİ      osmanciftci3800@gmail.com

    Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, ortak olduğu fabrikanın atıklarının Erkilet’te gömüldüğü iddiaları meclis gündemine gelince şok iddialar ortaya attı...
    Bakan, “Kayseri’de bir yerel gazete toplatılmış. Bakın, olay aynen şöyle: Benim de babadan kalma 3,3 hissem olan, taş yünü üreten bir fabrika var, taş yünü üretiyor. Taş yünü nasıl üretilir?
    Bazaltları dağdan getirirsiniz, kırarsınız, sonra eritirsiniz, onları elyaflarına ayırırsınız pamuk şekeri gibi, sonra birleştirişiniz, yalıtım malzemesi çıkar. Buradan dışarıya atık çıkar mı? Çıkmaz, sadece yanık cüruf dediğimiz bir malzeme çıkar, ondan da zaten biz briket elde ediyoruz. O gazeteciler ve özellikle kendi ticari işlerinde aralarındaki çatışmalardan dolayı ihtilaflı oldukları insanlarla bir araya gelerek resmen şantaj yapıyorlar, resmen para istiyorlar. Sonra da aynen gazetenin başlığı şu şekilde çıkıyor: ‘Çevre Bakanının fabrikası doğayı zehirliyor. Zehirli
    atıkları atıyor.’ 1 gram eğer zehirli atık o fabrikadan çıkıyorsa Çetin Bey’in istediği yere tüm hisselerimi devrediyorum, buyurun, hisselerimi devrediyorum. Hiçbir şekilde çevreyi kirletmeyen, tamamıyla organik olarak bir taş yünü üretiliyor. Taş yünü noktasında İnternete girin, oturduğunuz yerden bile, taş yününün ne olduğuna lütfen bir bakın. Arkadaşlar, gazeteci de olsa birisine iftira atma hakkı hiç kimse de yok. İftira dünyanın en adi işi. Eğer ben Çevre Bakanı olarak benim 3,3 hissem olan fabrikadan dışarıya zehirli 1 gram atık veriliyorsa ve doğaya da gömülüyorsa o gazetenin yazdığı gibi, hissemi istediğiniz yere bağışlıyorum arkadaşlar, o kadar açık size ilan ediyorum.” dedi...
    Konuyu CİMER’e, BİMER’e bildiren Sekili Madencilik firmasının sahibi Abdullah Cezmi Çinçik ve gündeme getiren Deniz Postası Gazetesi’ni zan altında bırakan iddialar bunlar...
    Her kimki böylesi bir konuda şantaj yaparak çıkar elde etmeye çalıştıysa şerefsizdir. Bunu da buradan açıkça ilan edeyim... Bakan ve diğer muhatapları şantaj iddialarıyla ilgili hiç durmaksızın yargıya müracaat edip varsa gerçekten böyle bir durum ortaya çıkarılması ve muhataplarının cezalandırılması için gereğini yapmalıdırlar. Bu konudaki benim kanaatimi sorarsanız şunu söyleyebilirim; Deniz Postası Gazetesi’nin sahibi Azim Deniz, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün kendi adına yapılan müzeyi Kayseri basınına gezdirdiği toplantıdan sonra
    kendisine yansıyan ihbardan bahsettiğinde “birlikte gidelim” dedim ve birlikte gittik, bazalt madeninin etrafında, tepesinde çekimler yaptık. İhbar bana yapılmadığı için, Azim Deniz’in özel haberi olduğu için ben konuya girmedim ama iddialar ortaya atılıp belgeler ortaya saçılınca biz de kenarından kıyısından yazmaya başladık.
    Bu konudaki izlenimlerimi, kanaatimi daha önce de kaleme aldım. İddia sahiplerinin çıkar çatışması varmış, ihtilaflı durumları varmış, şantaj yapıyorlarmış orasını bilmem ama Azim Deniz’in şantaj yaptığı, para istediği bir durum olacağına ihtimal vermiyorum. Varsa da Bakan iddiasını ispatlasın Azim Deniz de cezasını çeksin. O iddialar bana da gelseydi bir gazeteci olarak ben de yazardım ama tabi Azim Deniz’in daha önce de bu sütunda dile getirdiğim tarzıyla yazmazdım. Sonuçta bizler gazeteciyiz, olayların tarafı olmak doğru değil. Taraflar belli... O zaman Azim Deniz’e de “iddia sahipleri ismini cismini veriyorsa öylece yaz” diye meslektaş tavsiyesinde de bulundum. O madenin Özhaseki ile bağlantısını da bilmiyorduk bunları konuşurken... Madenle Özhaseki’nin bağlantısı olsa da olmasa da bir gazetecinin böylesi iddialar karşısında husumeti üstüne almadan yayın yapması en doğrusudur. Dün iddia sahibi Abdullah Cezmi Çinçik geldi ve Bakan’ın şantaj iddiasını sordum, “olayın üstünü örtmeye yönelik iftira” olarak niteledi. Doğrusunu Allah bilir. Allah doğru neyse ortaya çıkarsın. İddia vahim bir iddia, devletin ilgili birimlerinin gerekli incelemeyi yaptıktan sonra “yok” dediği bir iddia...
    Özhaseki’nin de diğer muhatap firmaların da böyle birşey yapacağına ihtimal vermediğim bir iddia... Ama şüphelerin giderilmesi gereken bir iddia... Şüphelerimi daha önce ki yazılarımda
    da dile getirmiştim. Detaylarını haber sütunlarımızda okursunuz; Çinçik, Sekili Madencilik olarak 2 yıl taşeronluğunu yaptıkları Kartek firmasının talimatıyla RAVABER’den gelen balçık mahiyetindeki tonlarca atık malzemeyi kendilerinin gömdüğünü, 40 metre derinliğe kadar tonlarca atık olduğunu, gömülen yeri tarif edebileceğini, dediği yerin kazılması durumunda atıkların
    ortaya çıkarılabileceğini söylüyor. Kartek’in başka bulaşık işlerinden de bahsediyor, “Bakan dinlerde anlatırım” diyor. Çinçik’in gazetemize yaptığı açıklamaları haber sütunlarımızda da okuyabilirsiniz...
    Ben tarafları da dinledikten sonra gerçeğin ortaya çıkarılması adına maden sahasından Çinçik’in işaret edeceği yerde tarafsız, bağımsız, bağlantısız, gerekirse uluslararası bir kazı-numune çalışması yapılması gerektiği kanaatindeyim. Haksızlık etmekten, iftira etmekten, haksızlığa, iftiraya vesile olmaktan, Cenab-ı Allah’ın huzurunda hesabını vereceğimizi bildiğim “gerçeği gizlemek”ten Allah’a sığınıyorum. 

    Şantaj konusuna gelince...
    Şantaj, “Herhangi bir çıkar sağlamak amacıyla bir kimseyi, kendisiyle ilgili lekeleyici, gözden düşürücü bir haberi yayma veya açığa çıkarma tehdidiyle korkutma” demektir...
    Evet şantajsa bile demek ki ortada bir gerçek var demek değil midir? Şantajsa bile, o vahim iddialar gerçekse o zaman ne olacak? Tonlarca atıktan bahsediyor Abdullah Cezmi Çinçik...
    Eğer böyle bir atık varsa bu atıkların üzerine dağı yıksalar yine ortaya çıkar yine ortaya çıkar. Kaldırıp taşıyamayacaklarına göre, varsa ortaya çıkar. Yoksa da olmadığı ortaya çıkar.
    Cenab-ı Allah’tan gerçeğin tam ve eksiksiz bir şekilde bu dünyada da ortaya çıkarılmasını diliyorum.
    Kim suçluysa çeksin cezasını...




    Etiketler:

    Tümü