• ANNEM ANNEM GÜZEL ANNEM!

    Mayıs’ın ikinci haftasında “Anneler Günü’nü” kutladık.

    04:08:46 | 2016-05-24
    Ahmet Çınar
    Ahmet Çınar      ahmet.cinar1907@gmail.com

    10 Mayıs - 16 Mayıs tarihleri arasında da ‘Engelliler Haftası’nı’ idrak ettik.
    Aslında bu bir gün ve bir haftalık kutlama ve idrak olayı sembolik bir sınırlamadır.
    Annelerimiz, ömür boyu unutulmayacak hikayelerin baş aktörü değil mi bizim için?
    Doğumumuzdan ölümümüze kadar gözleri hep üzerimizdedir.
    Biz hastalandığımızda o da hastalanır, bir yerimiz ağrıdığında da onun her yeri ağrır.

    George Wilhelm Friedrich ne güzel söylemiş:
    ‘’Bir insanın sana neler verebileceği değil,senin için nelerden vazgeçeceği önemlidir’’
    İşte size, duygulandıran, düşündüren ve belki de hayatını feda etmeye hazır bir anne hikayesi:
    ‘’Bebeğimi görebilir miyim’’ dedi yeni anne.
    Kucağına yumuşak bir bohça verildi. Mutlu anne, bebeğinin minik yüzünü
    görmek için kundağı açtı ve şaşkınlıktan adeta nutku tutuldu! Anne ve bebeği seyreden doktor, hızla arkasını döndü ve camdan dışarı bakmaya
    başladı. Bebeğin kulakları yoktu...
    Muayenelerde, bebeğin duyma yetisinin etkilenmediği, sadece görünüşü bozan bir kulak yoksunluğu olduğu anlaşılmıştı.

    Aradan yıllar geçti, çocuk büyüdü ve okula başladı. Bir gün okul dönüşü eve koşarak geldi ve kendisini annesinin kollarına attı.
    Hıçkırıyordu. Bu onun yaşadığı ilk hayal kırıklığı idi. Ağlayarak “Büyük bir çocuk, bana ‘ucube’ dedi’’ diye şikayet etti.
    Küçük çocuk, bu kulak eksikliği ile büyüdü. Arkadaşları tarafından seviliyordu ve oldukça da başarılı bir öğrenciydi. Sınıf başkanı bile olabilirdi, eğer arkadaşlarının arasına karışmış olsaydı. Annesi, her zaman ona, “Genç insanların arasına karışmalısın’’ diyordu; Ancak, aynı zamanda yüreğinde derin bir acıma ve şefkat hissediyordu.
    Delikanlının babası, aile doktoru ile oğlunun sorunu ile ilgili görüştü.
    -Hiçbir şey yapılamaz mı? diye sordu.
    Doktor:
    -Eğer bir çift kulak bulunabilirse, organ nakli yapılabilir, dedi.
    Böylece genç bir adam için kulaklarını feda edecek birisi aranmaya başlandı. İki yıl geçti. Bir gün babası:

    -Hastahaneye gidiyorsun oğlum. Annen ve ben sana kulaklarını verecek birini bulduk. Ancak unutma, bu bir sır dedi.
    Operasyon çok başarılı geçti ve adeta yeni bir insan vücuda getirildi.
    Yeni görünümüyle psikolojisi de düzelen genç, okulda ve sosyal hayatında büyük başarılar elde etti. Daha sonra evlendi ve diplomat oldu.
    Yıllar geçmişti, bir gün babasına gidip sordu:
    “Bilmek zorundayım. Bana bu kadar iyiliği yapan kişi kim? Ben o insan için hiçbir şey yapamadım’’
    “Bir şey yapabileceğini sanmıyorum’’ dedi babası. Fakat anlaşma kesin, şu anda öğrenemezsin, henüz değil..’’ Bu derin sır yıllar boyunca gizlendi.

    Ancak bir gün o sırrın açığa çıkma zamanı geldi. Hayatının en karanlık günlerinden birinde, annesinin cenazesi başında babası ile birlikte bekliyordu.
    Babası yavaşça annesinin başına elini uzattı; Kızıl kahverengi saçlarını eliyle geriye doğru itti. Annesinin kulakları yoktu.
    - “Annen hiçbir zaman saçını kestirmek zorunda kalmadığı için çok mutlu oldu’ diye fısıldadı babası. “Ve hiç kimse , annenin daha az güzel olduğunu düşünmedi değil mi?’ Gerçek güzellik fiziksel görünüşe bağlı değildir, ancak kalptedir!
    Gerçek mutluluk gördüğün şeyde değil, asıl görünmeyen yerdedir. Gerçek sevgi, yapıldığı bilinen şeyde değil, yapıldığı halde bilinmeyen şeydedir.

    İşte anne olmak böyle bir şey!
    Kelimelerle anlatılamayan fedakarlık ve karşılıksız sevgiyi tarif et desen bana, sadece ‘ANNE’ derim.
    Bir insan gerçekten sevdiğini iddia ediyorsa, her türlü fedakarlığı göze almış demektir, kendinden vazgeçmeyi bile.

    İşte o bir ‘ANNE’dir.
    Eminim benim yazarken yaşadıklarımı, şu anda siz de yaşıyorsunuzdur.



    BU GÜZEL HİKAYEYİ BİZE ÖĞRENME FIRSATI VERDİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM.ELLERİNİZE SAĞLIK.